Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
Özleşim Topluluğu
265 konu, 142 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/12/ozlesim-toplulugu.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
142
Tür:
Edebiyat
Kuruluş tarihi:
15/07/2008
Kurucu:
şahamettin

KAFİYE , REDİF NEDİR ve kafiye çeşitleri




Şiirde Kafiye Bilgisi



Kafiye: Mısra sonlarında, farklı kelimelerdeki ses (harf) benzerliğidir.Ama benzerliği sağlayan,
ek veya hece farklı görvde ve anlamda olmalıdır.

Kafiye mutlaka rediften önce gelir. Redif ise kafiyenin tersi olarak kafiyeden sonra gelen aynı görevli ve aynı
anlamlı ve aynı şekilde yazılan, ses, hece veya kelimelere denir.


a) kelimeler farklı anlamda ama aynı seslerle bitmelidir. kitap, bitap, hitap, Arap, çorap,şarap(ap) kafiye


b) Kelime kökleri ve eklerle de sağlanabilir ama yazım aynıyken görev ve anlam farklı olmalıdır. göz(üm), üzüm,
tut(um) üzüm , kök, göz(üm) deki üm sahiplik eki, tut(um) fillden isim yapan ek, yan, üzüm, tutum ve gözüm de
üm sesleri anlam ve görevce farklı yazım olarak aynıdır.


Bu tariflere uygun veya farklı uygulamaları görelim.


Altın da bir pula olur mu kabil
Ehli ile konuş olasın ehil
Cahille konuşma olursun cahil
Kişi ayarından düşer mi düşer

Yukarıdaki şiirde 'il' seslerinde kafiye vardır.


Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı (A.Veysel)

Kökler av, ve ilaç tır. köklere gelen -cı ve - ı ekleri farklı görevlerdeki eklerdir.-cı meslek yapım eki
-ı belirtme durumu eki Dolayısıyla avcı ve ilacı kelimelerindeki (-cı )sesleri Tam kafiyelidir.



Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!...(N. Fazıl)

kökler, heves, bes(i düşmüş) ses, tir. O halde - le ekleri aynı görevde olduğuna göre REDİF OLACAĞINDAN
kafiye heves, ses ve bes(i) köklerindeki ES seslerindedir.



Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde! Y.Kemal


GÖR-ür-üz- de, GÖZ-ümüz- de, kafiye bilgilerimize göre burada hata vardır.Çünkü , -üz ve ümüz ekleri
aynı görevde oldukları için kafiyeli sayılamaz.( iki ek de I.çoğul şahıs ekidir.) bu durumda kafiyeyi
ayrı yazılan de bağlacı ile bitişik yazılan -de ( ismin de halinde bulmak zorundayız)



Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da
Gezersin kırk asırlık mabedin içini
Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda,
Bize heyecan verir bir parça yeşil çini ( F. Nafiz)


ARA_r da, DUVAR-da( r yarım kafiye, da lar redif)



Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim (A. Hamdi Tanpınar)

Kökler: EV- len-se-n, SEV-se-n, GÖR- se-n ( -se, dilek şart eki, - dönüşlülük) ev, sev, gör köklerinde kafiye
olmadığı, -se-n eklerinin de aynı görevde olduğunu görüyoruz. Bu durumda kafiye hatalı kurulmuş redif kafiye
kabul edilmiştir. Aydın şairlerimizin pek çoğunda bu tip kafiye hataları gözükmektedir.A.H.Tanpınar Edebiyat
profosörü olan tanınmış bir şair ve romancımızdır.



Bağın kapısını açtım
Sanasın cennete düştüm
Doldurdum badesin içtim
Ne bağ duydu ne bağbancı ( Gevheri)

şiirde farklı bir uygulama vardır. Kafiye aç-, düş-, iç, kökleri üzerine gelen( -t_im,um, üm) eklerindedir.Bu ekler
şahıs ekidir.( iç-ti-m: ti, dili geçmiş zaman eki, -m=şahıs eki, yani geçmiş zaman da suyu içen benim) Kısaca- ti-m
ekleri aynı görevde ve anlamda olduğu için kafiye değildir. Kafiye aç, düş , iç kelimelerindeki sert sessizlerde
düşünülmüştür.Ama bu sesler göz açından kafiye sayılmazlar kulak açısından birbirlerinie yakın sert sessizlerdir.


Bu arada divan şairlerinin ve halk şairlerinin kalın sesliler ( a, ı, o, u) ve ince seslileri ( e,i,ö,ü) kafiye
saydıklarını unutmayalım yani ( sar, sır, kor, kur: yani ar, ır, or, ur tam kafiye sayılır) veya hatta sesli harflerin
tümünü kafiyeli saydıkları da dikkatten kaçmamalıdır yani avare, çaba, sarı, kuru vb kafiyeli sayılır.( Bunun nedeni
Osmanlıcada sesli harfleri karşılayan sadece ü seslinin ama dilimizde sekiz seslinin bulunması ile ilgilidir.
arap alfabesinde ( o,u, ö,ü sesleri sadece vav harfiyle, ı,i (ye) harfiyle, a, e nin de ( he) Sesi ile gösterilebilmesi
sebebi iledir.

Arapçada h,s, t, k sessizlerinin de çeşitlerinin olması sebebi -ile mesela h sesinin ha, he, hı şeklinde üç çeşit alfabe
tik sessiz yazım şekli vardır, s sesinin sin, sad, se diye adlandırılan üç çeşit sesi ve harfi vardır.Türkçe de bu seslerin
hepsinin karşılığının tek olması kafiye konusunda ikilemler oluşturmuştur. Halk şairleri bu sessiz ve seslilerin ayrımlarını
bilmedikleri için hepsini kafiyeli saymışlar kafiyeyi kulağa aynı gelemsi bakımından - KAFİYE KULAK İÇİNDİR anlayışıyla
hareket etmişlerdir. Göz ile dikkat edilince bu sesler arasında kafiye olmadığı görülmektedir.

Bu bakımdan td, kğg, şç, sesleri arasında da kafiye var diye düşünülmüştür.



KAFİYE ÇEŞİTLERİ:



a) Yarım Kafiye: Mısra sonlarında tek ses benzeşmesine dayanan kafiye
türüdür. Aslında, bu benzeşmenin sessiz harflerde olması gerekir. Halk
edebiyatında yarım kafiye çok kullanılmıştır.

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin eve dönsek de


b) Tam Kafiye: Mısra sonlarında iki sesin benzeşmesine dayanan kafiye
türüdür.

Nasihatim sana: Herzeyle iştigali bırak
Adamlığın yolu nerdense bul da girmeye bak


c) Zengin Kafiye: Mısra sonlarında üç ve daha fazla sesin benzeşmesiyle
meydana gelen kafiye çeşididir.

Her şey akar su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir



Not (1) : Kafiye olan sesli harflerin üzerinde uzatma işareti '^' varsa,
bu sesliler tek ses değil iki ses olarak kabul edilir ve buna göre de kafiye
türü değişir.
Mesela İstiklaâl Marşı'nın yedinci kıtasındaki

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şühedâ
Cânı cananı bütün varımı alsın da Hüdâ
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ

'da' seslerinde tam değil, zengin kafiye vardır.


Not (2) : Tunç kafiye olarak adlandırılan kafiye türünü bazı edebiyatçılar
kabul ederken, bazıları da kabul etmez. Bu sebeple Tunç kafiye
kimi kitaplarda anlatılırken kimi kitaplarda hiç değinilmez. Fakat çoğu
edebiyatçı bunu farklı bir kafiye türü olarak kabul etmez ve Zengin
kafiyeye dahil eder.
Farklı bir kafiye türü olmadığını kabul etmemekle birlikte
bu kafiyenin de tanımını bilmekte yarar var:

Tunç Kafiye: En az üç sesten oluşan bir ya da daha çok kelimenin
diğer mısraların içinde geçmesiyle oluşan kafiye türü olarak tanımlanır.
Mesela:

İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim öbür yanda sakarya

mısralarında bu özellik görülebilmekte ama zengin kafiyeden bir farkı
olmadığı açık..


d) Cinaslı Kafiye: Okunuşları ve yazlışları aynı ancak anlamları farklı
olan kelimelerle yapılan kafiye çeşididir. Tunç kafiye sesteş kelimelerle
yapılır.

Niçin kondun a bülbül
Dalımdaki asmaya
Ben yarimden vazgeçmem
Götürseler asmaya

Yukarıdaki şiirde, ikinci mısrada asma kelimesi 'üzüm veren bir bitki';
dördüncü mısrada ise 'öldürmek' anlamında kullanılmıştır.


Redif

Redifin tanımını yapmadan önce şunları bilmek gerekir:
* Redifler daima mısranın en sonunda bulunur, yani kafiyeden sonra gelir.
* Redifin olduğu her yerde mutlaka kafiye de vardır. Bu sebeple redifin
bulunduğunu gördüğünüz her yerde kafiyeyi de bulmaya çalışınız.

Redif: Mısra sonlarında, görevleri aynı olan eklerin, ya da anlamları aynı
olan kelimelerin tekrarlanmasına redif denir. Tanımdan da anlaşılacağı
üzere iki tür redif vardır:

a) Ek Halindeki Redifler
b) Kelime Halindeki Redifler

a) Ek Halindeki Redifler: Eş görevli eklerin tekrarlanmasıyla oluşan
rediflerdir. Türkçe'deki yapım ve çekim eklerini kavramadan, ek
halindeki redifleri kavramanız mümkün olamayacaktır. Eğer bu
konularda bir eksiğiniz varsa, önce bunları tamamlamanız ve ondan
sonra ek halindeki redifleri kavramak için çaba sarf etmeniz gerekir.
Fakat, ek halindeki rediflerin çoğu, kelimeye bağlanan
ekler olduğundan bu konudaki genel kaide: 'Kelimenin köklerinde
kafiye, eklerinde ise redif vardır.' şeklindedir. Bu kural bilinerek
mısraya bakılırsa ek halindeki rediflerin yüzde doksanı mısrada
tahmin edilebilir. Ancak bu kaide her zaman geçerli olmadığından
yine de 'ekler' konusunda bilgi sahibi olunması konunun kavranması
açısından gereklidir.

Susuz değirmenlerin ne ile döner çarkı
Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı

Yukarıdaki beyitte, 'ı' sesleri, ismin -i hali olduğundan yani, her ikisinin de
görevi aynı olduğundan rediftir. Kelimenin köklerinde ise 'ark' sesleri
benzeştiğinden bunlar da zengin kafiyeyi oluşturur.
Bu beyite pratik yoldan yaklaşırsak: Beyitin birinci mısrasında,
kafiyeye söz konusu olan kelimenin kökü 'çark', ikinci mısrada ise kelimenin
kökü 'fark'tır. Dolayısıyla, 'ı' seslerinin ek olduğu için redif olduğunu pratik
yönden söyleyebiliriz.
Kelimenin köklerinde kafiye bulunduğundan 'ark' seslerinde de
zengin kafiye vardır.
Fakat, bu pratik yol her zaman işlemeyebilir:

Kokuyor burnuma Sivr'alan köyü
Serindir dağları soğuktur suyu
Yâr mektup göndermiş yadigâr deyi
Gözünün yaşını sil deyi yazmış

Yukarıdaki dörtlükte, kelimelerin kökleri:
'köy', 'su', 'de' dir. Görüldüğü gibi kelimelerin köklerindeki sesler aynı
değildir. Acaba burada 'y' sesi kafiye olarak mı yoksa redif olarak mı
alınacaktır?
Oysa, çözüm çok basittir.'y' sesi birinci mısrada kelimenin köküne
dahil olurken, ikinci ve üçüncü mısralarda yardımcı ses (kaynaştırma ünsüzü) 'tir.
Yani 'y' seslerinin görevi farklıdır. Bu durum da kafiye tanımına uygun olduğundan
kafiye olarak kabul edilecektir.
Aynı durum İstiklal Marşı'nın üçüncü kıtasında görülmektedir:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Yukarıdaki dörtlükte ise, kelimelerin kökleri:
'yaş', 'şaş', 'aş' ve 'taş' kelimeleridir. Burada da kelime köklerinden sonra
gelen 'a' sesleri kafiye olarak mı yoksa, redif olarak mı alınmalı sorusu akla
takılmaktadır. O halde, bu köklere eklenen 'a' sesinin görevinin ne olduğunu
incelemek gerekir:

İlk mısrada: yaş - a - r - ı - m
kök yapım eki geniş zaman yardımcı ses I. tekil
şahıs eki

İkinci mısrada: şaş - a - r - ı - m
kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil
şahıs eki

Üçüncü mısrada: aş - a - r - ı - m
kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil
şahıs eki

Dördüncü mısrada: taş - a - r - ı - m
kök yardımcı ses geniş zaman yardımcı ses I. tekil
şahıs eki


Yukarıda da görüldüğü gibi ilk mısradaki 'a' sesi ile diğer 'a' seslerinin görevleri
farklıdır. Bu özellik sebebiyle, 'a' seslerinin kafiye olarak alınması gerekir.



b) Kelime Halindeki Redifler: Aynı anlamdaki kelimelerin tekrarlanmasıyla
meydana gelen rediflerdir. Bu tür redifleri mısralarda görebilmek oldukça
kolaydır:

Doğru söylerim halk razı değil
Eğri söylerim Hak razı değil.

Yukarıdaki beyitte 'razı değil' kelimeleri redif, ondan önceki 'k' sesleri ise
yarım kafiyedir.


Bir başka örnek:
Zannetme ki şöyle böyle bir söz
Gel sen dahi söyle böyle bir söz

Yukarıdaki beyitte 'böyle bir söz' kelimeleri redif, ondan önceki 'öyle' sesleri ise
zengin kafiyedir..


Bir başka örnek:
Kimsesiz hiç kimse yok, var herkesin bir kimsesi
Kimsesiz kaldım meded, ey kimsesizler kimsesi

Yukarıdaki beyitte 'kimsesi' kelimeleri redif, ondan önceki 'r' sesleri ise
zengin kafiyedir..


Son olarak şuna da dikkati çekmek gerekiyor:
Kelime halinde bulunan redfilerden hemen önce, ek halinde redif de
bulunabilir. Böylece, ek halindeki redifle kelime halindeki redif arka arkaya
gelebilir:

Elimi beş yerinden, dağladı beş parmağın,
Bağrımda yanmadık bir yer bırakmadan git
Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
Görmemek istiyorsan, ardına bakmadan git!

İkinci ve dördüncü mısralarda hem ek halinde redif, hem de kelime halinde
redif bulunmaktadır. Yukarıdaki mısralarda 'madan' ekleri 'zarf-fiil'dir



şahamettin - 06 Nisan 2009 Pazartesi
 
Salih Keteci  Salih Keteci (09.04.2009 17:41:18)  

Şiirde benim ve bir çok kişinin eksik olarak bildiği bu bilgileri büyük bir özveri ile hazırlayıp bilgilerimize sunduğunuz için öncelikle çok teşekkür ederim Hocam.
Hazırlamış olduğunuz bu çalışmayı araştırmalarıma rağmen pek detaylı bilgilere ulaşamamıştım.Bu bilgiler;bu konuda bilgisi eksik olan arkadaşlara büyük bir kaynak teşkil edecektir.Bana iyi bir kaynak olduğunu bildirmek isterim.Çıktısını alıp arşivime aldım.
Eğer izniniz olursa kaynak göstererek bu bilgileri diğer sitelerde de şiirde bilgi adına paylaşmak isterim.Emeğiniz için tekrar teşekkür eder saygılar sunarım.

 

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.