Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
ÇIRAKLIK ATÖLYESİ
38 konu, 45 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/37/ciraklik-atolyesi.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
45
Tür:
Müzik
Kuruluş tarihi:
31/7/2008
Kurucu:
cemil

Aşk Nedir ?

Aşk nedir? Bu soruyu daha önce hiç kendime sormamıştım sorma ihtiyacıda duymamıştım. Sormamamın sebebi çevremde aşkı gerçekten hissedebileceğim kayıtsız şartsız bağlanabileceğim, onu her haliyle sevebileceğim birinin olmayışı mıydı? Aşkı nasıl hissedebiliriz ki? Nasıl ulaşabiliriz ona? Nasıl emin olabiliriz? Biriyle göz göze geldiğimizde bir anlığına onun gözlerinin derinliklerinde kaybolup gitmek midir aşk? Onunla göz göze geldiğimizde kalbimizin derinliklerinde bir sıcaklık hissetmek, kalbimin onun adının ritmiyle atması, mutlu olmak mıdır aşk? Aşk her zaman bu kadar cömert mi davranır insana? Hep mutlu mu eder insanı? Ona baktığımızda onun için her şeyi yapabileceğimizi sanarız, peki ama o bize âşık mıdır? Aşk kimi zamanda insanı süründürmez mi? Mecnun gibi çöllere düşürmez mi? Ferhat gibi dağları deldirmez mi?

Onun sevdiği şeyleri severiz, her şeyi ona benzetiriz. Bir ceylan görsek gözleri ne kadar da onun gözlerine benziyor demez miyiz? Bir kuğu görsek tıpkı onun gibi zarif bir kuğu deriz. Onu bir şeylere benzetmektense bir şeyleri ona benzetiriz. Hayali bir dünya kurarız kendimizi sanki etrafımızda ki her şey, herkes ondan bir parça, bir anlam taşıyormuş gibi gelir. Güneşe baksak aynı onun gibi etrafa ışık saçıyor diye düşünürüz. Aya baksak aynı onun yüzü gibi parlak diye düşünürüz. Asıl aşk bu mudur?
Edebiyat âleminde iki türlü âşık modeli vardır. Birinci herkesin bildiği bülbüldür. Bülbül gül için kendi hayatını feda etse de ölürken sürekli yaptığı fedakârlıkları, çektiği acıları anlatır durur. Bir de pervane vardır. Pervane ateşin etrafında dört döner, ateşe daha da yaklaşmak ister. Bilir, ne kadar yaklaşırsa o kadar canı yanacaktır ve en sonunda ateşte yanacaktır. Ama pervane ağzını hiç açmaz ve ateşin aşkıyla yanar. Âşık olacaksak pervane olmak lazımdır. Seveceksen eğer acı çekeceğini bildiğin halde sevmelisin bundan bahsetmemelisin, bu dertlerle yanıp kavrulmalısın.


wasp77 - 27 Temmuz 2012 Cuma
 
Hiç yorum yazılmamış.

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.