Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
ANADOLU UYGARLIKLARI
47 konu, 37 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/38/anadolu-uygarliklari.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
37
Tür:
Kültür Sanat
Kuruluş tarihi:
31/7/2008
Kurucu:
Şaban Aktaş (Homerotik)

Hoşgeldin Anchiornis huxleyi, seni bekliyorduk!,
Hoşgeldin Anchiornis huxleyi, seni bekliyorduk!,

Evrimde Eksik Halkalar Birbir Tamamlanıyor

Çin’de paleontoloiji yakın tarihinin en parlak “evrimsel buluşu” gerçekleşti: Ünlü evrimbilimci ve Darwinci Thomas Henry Huxley, Evrim Kuramı gereğince, 19.yy’da, dinozorlarla kuşlar arasında bir geçiş türü olması gerekir diye ona ilk kez işaret etmişti. 1916 yılında da Danimarkalı araştırmacı Gerard Heilmann «Kuşların Kökeni» adlı eserinde evrim teorisine dayanarak böyle bir hayvanın olacağını tahmin etmiş ve üstelik tahmini bir resim de çizmişti. Arkeopiteriks (Archaeopteryx), bu öngörüleri gerçekleştiren ilk “uçan dinozor” oldu!

Eksiksiz ilk Archaeopteryx, ya da Darwin’in deyişiyle “garip kuş” iskeleti, “Türlerin Kökeni” adlı yapıtın yayımlanmasından iki yıl sonra, Almanya’nın Solnhofen bölgesinde bulunmuştu. O tarihten bu yana da evrimsel açıdan bir tür anomali özelliğini korudu.

Son on onbeş yılda bulunan göz kamaştırıcı tüylü dinozorlar ise, Teropod adıyla bilinen küçük bir dinozor grubunun, nasıl ilk kuşların ortaya çıkışına yol açtıklarını açıkça ortaya koyuyor.

Ancak bulunan bu örneklerin neredeyse tümü Kretas dönemine uzanıyor. Bir başka deyişle, bunlar Archaeopteryx’ten en az 20 milyon yıl daha gençler. Jura dönemine ait teropod fosili kayıtları pek zengin olmadığından, kökleri Archaeopteryx’ten öncelere uzanan tüylü dinozorlar konusunda da kesin bir bilgi bulunmuyor.

Archaeopteryx’ten yaşça büyük bir tüylü dinozor türünün en yakın örneği olan Pedopenna, 2005 yılında Moğolistan’ın iç kesimlerinde bulundu. Ancak iç Moğolistan çökelinin yaşı konusunda kesin bir görüş olmadığı gibi, Pedopenna’nın da bir olasılıkla Archaeopteryx’ten biraz daha genç olduğu düşünülüyor.

ARANAN “KUŞ” BULUNUYOR

Gelgelelim, geçen yıl Çin’in fosil tarlası olarak bilinen Tiaojishan oluşumunda Xu Xing ve arkadaşları tarafından bulunan ilk tüylü dinozor örneği olan Anchiornis huxleyi hiç de öyle değil. Kısa bir süre önce tamamlanan çalışmalar 34 santimetre uzunluğunda ve 110 gram ağırlığında olduğu düşünülen bu dört kanatlı yaratığın köklerinin 161 ile 151 milyon yıl öncesine dayandığı (dolayısıyla Archaeopteryx’ten daha yaşlı olduğu) ve dinozorlardan kuşlara uzanan evrim sürecinde çok önemli bir aşama olduğu belirtiliyor.

Adını Yunanca “kuşumsu, kuş benzeri” anlamına gelen Anchiornis ve kuşlarla dinozorlar arasındaki evrimsel bağa ilk dikkat çeken dirimbilimcilerden biri olan Thomas Henry Huxley’den alan Anchiornis huxleyi küçük, tüylü ve dört kanatlı yeni bir tür kuş fosili.

Bu türün dört bacağının da iyice gelişmiş tüylerle kaplı olması, fosil on yıl önce bulunmuş olsaydı bir olasılıkla garipsenirdi. Ne var ki, son yıllarda eskivarlıkbilimciler tarafından elde edilen bulgular, dört-kanat düzeninin ilk kuşlarda ayrıksı bir durum olmaktan çok, vazgeçilmez bir koşul olabileceğini ortaya koyuyor- hem 2003 yılında bulunan Microraptor’un, hem de Pedopenna’nın tüylü arka bacakları olduğuna dikkat çekiliyor.

Anchiornis’i bulan Beijing’deki Omurgalı Eskivarlıkbilim Enstitüsü araştırmacılarından Xu Xing, “Güncel veriler dört-kanatlı düzenin muhtemelen bir zamanlar dromaesaurid’leri (Microraptor’u içeren dinozor ailesi) ve troodontid’leri (Anchiornis’in ait olduğu dinozor ailesi) içine alan Paraves grubunun temelinde evrildiğine işaret ediyor,” diyor.

Xu, yeni bulgunun “kuşların evrim sürecindeki kritik bir aşamadan” kaynaklandığını ve bir olasılıkla daha uzun, daha güçlü ön kanatların (sonuç olarak) evrilmesi sonucunda arka kanatların gereksiz duruma geldiğini de sözlerine ekliyor.

BACAKLARI UZUN

Anchiornis’in üçgen biçimindeki kafatası öteki troodontid’lerle ortak çeşitli özellikler taşıyor. Yine öteki troodontid’ler gibi, Anchiornis’lerin de çok uzun bacaklı oldukları görülüyor. Ön bacaklarının uzunluğunun arka bacakların toplam uzunluğunun %80’ine eşit olduğu belirtiliyor. Uzmanlar bu özelliğin ilk kuşlardakine benzer bir özellik olduğuna, uçuş için uzun bacaklara gereksinildiğine dikkat çekiyorlar.

Bu da, türün çok iyi bir koşucu olduğunu gösteriyor (ancak bacak, ayak, hatta parmaklardaki yoğun tüyler bunun işlevini yitirmiş bir özellik olabileceğine işaret ediyor, çünkü koşucu hayvanların bacaklarındaki tüylerin çoğalmak yerine azalma gösterdiği görülüyor). Anchiornis’lerin ön bacaklarının çok uzun olması genellikle kısa kollu olan troodontid’ler arasında pek rastlanmayan bir özellik olmakla birlikte, dromaeosaurid’lerle ilk kuşları andıran ve akrabaları arasındaki temel (“ilkel”) konumunu öne çıkartan bir özellik.

Bulunan ilk Anchiornis örneğinde yalnızca bedenin korunmuş bölümünde belli belirsiz tüy izlerine tanık olunmasına karşın, çok daha iyi korunmuş durumdaki ikinci örnekte tüylerin de hemen hemen tümden korunmuş olmaları araştırmacıların tüy yapısı ve dağılımı konusunda çok daha sağlıklı bilgilere ulaşmalarına olanak tanıdı.

PARLAK BİR “PARÇA”

İlk uçucu türlerde olduğu gibi, Anchiornis’in de kola ve ele iliştirilmiş (tıpkı günümüz kuşlarındaki gibi) tüylerden oluşan büyük kanatları ve uçma tüyleriyle kaplı arka bacakları vardı. Bu ikisi ön ve arka kanat düzenini oluşturuyordu. Anchiornis’in ön kanadı 11 birincil ve 10 ikincil tüyden oluşmaktaydı.

Microraptor’un tersine, Anchiornis’in birincil tüylerinin uzunluğu aşağı yukarı ikincil tüyler kadardı ve bunlar daha yuvarlak, kıvrık ama bakışımlı merkezli bir kanat oluşturmaktaydılar. Bu özellikleriyle Anchiornis, daha gelişkin akrabası Microraptor’a kıyasla, daha az gelişmiş bir aerodinamik yeteneğe sahipti.

Kuzey Carolina Üniversitesi paleo-ornitoloji uzmanlarından Alan Feduccia bulunan bu yeni fosil türünün “ilk kuşların evrimiyle ilgili son derece karmaşık yapboza göz kamaştırıcı bir parça eklediğini” belirtiyor.

Araştırmanın ayrıntıları 23-26 Eylül 2009 tarihleri arasında İngiltere‘deki Bristol Üniversitesi’ne bağlı Omurgalı Eskivarlıkbilimciler Derneği (Society of Vertebrate Paleontologists) tarafından düzenlenen konferansta bilim dünyasına sunuldu.

Rita Urgan, Kaynaklar: Nature, New Scientist/ Cumhuriyet Bilim Teknik


Şaban Aktaş (Homerotik) - 5 Şubat 2010 Cuma
 
Şaban Aktaş (Homerotik)  Şaban Aktaş (Homerotik) (9.4.2010 23:57:36)  

İNSANIN EVRİMİNDE YENİ HALKA

İnsanın evriminin daha önce keşfedilmemiş bir halkasına ait fosiller bulundu. Güney Afrika’da yeni bulunan hominid türü, hem insansı maymunların, hem de insanın ilk atalarının bazı özelliklerini taşıyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği belirtiliyor.

Güney Afrika’da bir mağarada bulunan ve şimdiye kadar tanımlanmamış iki insansı (hominid) fosilinin, kendi türümüz olan Homo sapiens’in evrimine ışık tuttuğu açıklandı. Keşfi yapan bilimcilerin yayımladıkları bulgulara göre Australopithecus sediba adı verilen tür, soyumuz olan insan cinsinin ilk türleriyle bazı ortak özellikler taşıyan, iki ayakla dik yürüme becerisine sahip.

Güney Afrika İnsan Evrimi Enstitüsü araştırmacılarından Lee Berger yönetimindeki uluslararası bir ekipçe bulunan fosiller, türe ait neredeyse tam bir iskelet oluşturuyor.


Malapa Mağaraları diye adlandırılan çoğu çökmüş mağaraların birinin dibindeki taşlaşmış tortullardan ayıklanan kemikler, 20’li yıllarının sonlarında ya da 30’larının başında bir dişiyle, 13 yaşlarında olduğu sanılan ergen bir erkeğe ait.

Bilimadalarını asıl heyecanlandıran, bulunan kafatasındaki dişlerin küçüklüğü ve dik yürümeye uyarlanmış leğen kemikleriyle bir insan gibi yürümeye, hatta belki de koşmaya olanak sağlayan uzun bacaklar. Bunlar Homo cinsinin ilk türlerinde görülen özellikler.

Antropologlar, türün güney Afrikalı insansı maymun ile insan soyunun ilk atalarından olan Homo habilis arasında bir geçiş formu adayı olabileceği düşüncesinde.

Lee Berger, keşfin önemini “Bu fosiller bize insan evriminin yen bir bölümüne olağanüstü ayrıntılı bir bakış sağlıyor ve hominidlerin ağaca bağlı bir yaşamdan , toprak üzerinde yaşama kararlı bir geçiş yaptığı o kritik döneme bir pencere açıyor” sözleriyle dile getiriyor.

Güney Afrika’daki bir mağarada bulunan iki iskelet parçası, insan öncesi döneme ait bir türü temsil ediyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği belirtiliyor.

ALINTI:ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=14023:evrmde-br-halka-daha-afrkada-bulunan-yen-tuer-blmadamlarini-heyecanlandirdi&catid=7



Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
Şaban Aktaş (Homerotik)  Şaban Aktaş (Homerotik) (24.10.2010 14:46:05)  


İnsanın evriminin daha önce keşfedilmemiş bir halkasına ait fosiller bulundu. Güney Afrika’da yeni bulunan hominid türü, hem insansı maymunların, hem de insanın ilk atalarının bazı özelliklerini taşıyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği belirtiliyor.
Güney Afrika’da bir mağarada bulunan ve şimdiye kadar tanımlanmamış iki insansı (hominid) fosilinin, kendi türümüz olan Homo sapiens’in evrimine ışık tuttuğu açıklandı. Keşfi yapan bilimcilerin yayımladıkları bulgulara göre Australopithecus sediba adı verilen tür, soyumuz olan insan cinsinin ilk türleriyle bazı ortak özellikler taşıyan, iki ayakla dik yürüme becerisine sahip.

Güney Afrika İnsan Evrimi Enstitüsü araştırmacılarından Lee Berger yönetimindeki uluslararası bir ekipçe bulunan fosiller, türe ait neredeyse tam bir iskelet oluşturuyor.

Malapa Mağaraları diye adlandırılan çoğu çökmüş mağaraların birinin dibindeki taşlaşmış tortullardan ayıklanan kemikler, 20’li yıllarının sonlarında ya da 30’larının başında bir dişiyle, 13 yaşlarında olduğu sanılan ergen bir erkeğe ait.

Bilimadalarını asıl heyecanlandıran, bulunan kafatasındaki dişlerin küçüklüğü ve dik yürümeye uyarlanmış leğen kemikleriyle bir insan gibi yürümeye, hatta belki de koşmaya olanak sağlayan uzun bacaklar. Bunlar Homo cinsinin ilk türlerinde görülen özellikler.

Antropologlar, türün güney Afrikalı insansı maymun ile insan soyunun ilk atalarından olan Homo habilis arasında bir geçiş formu adayı olabileceği düşüncesinde.

Lee Berger, keşfin önemini “Bu fosiller bize insan evriminin yen bir bölümüne olağanüstü ayrıntılı bir bakış sağlıyor ve hominidlerin ağaca bağlı bir yaşamdan , toprak üzerinde yaşama kararlı bir geçiş yaptığı o kritik döneme bir pencere açıyor” sözleriyle dile getiriyor.

Güney Afrika’daki bir mağarada bulunan iki iskelet parçası, insan öncesi döneme ait bir türü temsil ediyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği belirtiliyor.
ALINTI:http://www.ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=14023:evrmde-br-halka-daha-afrkada-bulunan-yen-tuer-blmadamlarini-heyecanlandirdi&catid=7…15NisAktaş (Homerotik)kapatYazar: Aktaş (Homerotik) Ad Soyad:: Şaban Aktaş (Homerotik)
Site:
Hakkinda: Şaban AKTAŞ ve Homerotik rümuzuyla sitelerde yazıyor. Yayımlanmış kitabı yok.Yazarin Eserlerine Bak (741)

Kategori

Alıntı Eserler
Bilimsel Araştırma Yazılarınız
Yerel ve Ulusal Basından Edebiyata Dair Haberler
EVRİMİN EN ÖNEMLİ HALKASI
0

YARI PİRİMAT YARI İNSAN İSKELET BULUNDU! EVRİMİN EN ÖNEMLİ HALKASI BULUNMUŞ OLDU
Cuma, 09 Nisan 2010 10:20 bilim

Bilim dünyası insan ile primat arası bir türe ait olan iskeletin bulunması ile birlikte hareketli günler yaşıyor.

Güney Afrika’daki bir mağarada bulunan iki iskelet parçası, insan öncesi döneme ait bir türü temsil ediyor. Bu fosillerin insan evrimine yeni bir ışık tutabileceği umuluyor.

“Australopithecus sediba” adlı, yeni sınıflandırılan bir türe ait olan kemiklerin, 8-9 yaşında genç bir erkek ile 20′li veya 30′lu yaşlarında yetişkin bir dişiye ait olduğu, bu türün dik yürüdüğü, insan evriminin “Homo türleri” aşamalarının başlangıcındaki türlerle birçok ortak özelliğe sahip olduğu belirtildi.

Science dergisinde yarın yayımlanacak makaleye göre, “insan öncesi” veya “insansı” olarak adlandırılan bu türe ait fosillerin 1,78 milyon ile 1,95 milyon yıl arasında değişen bir yaşa sahip olduğu sanılıyor.

Güney Afrika’da Johannesburg’da bulunan Witwatersrand Üniversitesinden Lee Berger, 2008 yılı Ağustos ayında bulunan fosillerin öneminin anlaşılması üzerine, aynı yerde bulunan, ancak henüz sınıflandırılmayan başka fosillerin de önemli keşifler olması umudunda olduklarını söyledi.

Bulunan fosillerin, insan evriminin “kayıp halkası” olduğu şeklinde kesin ifadeler kullanmaktan kaçınan Berger, “Ancak buluntular, Homo (insan) türünün ilk üyelerinin ortaya çıktığı dönemde neler olup bittiğini anlamamızı sağlamaya yönelik önemli katkılar sağlayacak” dedi.

Berger, “Australopithecus sediba”nın insansı türlere geçişe ait çeşitli türler mozayiği içerisinde önemli bir halka olduğunu ifade etti. Bu aşamada, insansıların ağaçlara bağımlılıktan da kurtulduğu ve yerde yaşamaya başladığı tahmin ediliyor. Berger, bulunan türün, “iki ayak üzerinde yürüyebilen maymunsularla insansılar arasında bir geçiş türü olduğunu” ifade etti.

Birçok uzman, insan türünün, 2 milyon yıl önce “Australopithecus” türlerinden evrilmeye başladığını düşünüyor. “Australopithecus afarensis” adı verilen sonraki bir türe ait iskelete “Lucy” adı verilmişti. Yeni bulunan fosil, Lucy’den 1 milyon yıl daha yaşlı. “Homo sapiens2 adı verilen modern insanın, biri de “Lucy” olan “Australopithecus2 sınıfı türlerden milyonlarca yıl önce ayrıldığı düşünülüyor.

Bu türler uzun kollu, kısa güçlü elli, insan gibi koşabilmesine olanak sağlayan uzun bacaklı canlılar. Bulunan her iki fosilin de 1,27 metre boyunda olduğu sanılıyor. Genç olanın beyninin 450 santimetre küp olduğu tahmin edildi. Modern insan beyninin hacmi 1200-1600 santimetre küp arasında değişiyor.

Mağaradaki çalışmalara katılan, Avustralya’nın James Cook Üniversitesinden Paul Dirks, bu bölgede en az 25 türe ait başka fosillerin de bulunduğunu, bunlar arasında kılıç dişli kediler, kahverengi sırtlan, vahşi köpek, at ve antilopların bulunduğunu kaydetti.

AA

Alıntı:bilim@duseyazanlar.com

 

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.