Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
MARS YOLCULARIN'dan ŞİİRLER
8 konu, 12 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/109/mars-yolcularin-dan-siirler.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
12
Tür:
Edebiyat
Kuruluş tarihi:
12/12/2009
Kurucu:
sihirimsi

BULUNDUĞUMUZ ÜLKE veya ŞEHRİ TANITALIM
 
Davidoff  Davidoff (18.12.2009 10:58:58)  

NASIL BİR YERDE YAŞIYORUZ...?

Bulunduğumuz yerin tarihi ve coğrafi özellikleri nelerdir bizlerle paylaşmak ister misiniz?

NASIL BİR YERDE YAŞAMAK İSTERDİNİZ...?

Hayalinizde hani o hep yaşamak istediğiniz yere hep beraber gitmek ister miydiniz?



Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
Serap Baycan  Serap Baycan (18.12.2009 11:22:30)  

Antalya, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Antalya şehrinin aynı ismi taşıyan merkez ilçesidir.

Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biridir. Doğası, palmiyelerle sıralanmış bulvarları, geleneksel mimarisini korumuş merkezi Kaleiçi ve büyük ölçekli turizm yatırımları ile Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Antalya aynı zamanda, Türkiye'nin büyük ölçekli göç alan kentlerinden biridir.

Antalya, Akdeniz Bölgesi'nin batısında yer almaktadır. İl merkezi kuzeyinde Burdur, doğusunda Serik, güneyinde Akdeniz, batısında ise Korkuteli, güneybatısında ise Kemer sınırları ile çevrilidir.

Akdeniz ikliminin bitki örtüsünü olan maki türü bitkiler Antalya'nın da bitki örtüsünü oluşturur. Batı Torosların güneyi ile Akdeniz arasında kalmış bir bölümde bulunmaktadır. Şehrin yukarı kısımlarında kızılçamlar görülür.

Antalya'dan geçen tek akarsu şehrin doğusundaki Aksu Çayı'dır. Bu akarsuyun üzerinde Düden Şelalesi de bulunmaktadır.

Antalya ili iklimi genel olarak Akdeniz iklimine girmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı olarak ifade edilen iklim tipi diğer bir değişle mutedil deniz ve sıcak deniz iklim sınıfına girer, daha iç kesimlerde ise soğuk ve yarı-kara iklim tipi görülmektedir. Yazın ortalama sıcaklık 30-34 derece arasındadır. Ocak ayında ise sıcaklık ortalama 9-15 derece arasında değişir. Şehirde kar yağması ve don gibi meteorolojik olaylar hemen hemen hiç olmaz.

Antalya'nın bilinen kronolojisi:

M.Ö. 700 - 546: Lidyalılar Dönemi
M.Ö. 546 - 336: Persler Dönemi
M.Ö. 336 - 301: Helenistik Dönem
M.Ö. 301 - 188: Selevkos Krallığına bağlı Pleistarkos Devlet Yönetimi
M.Ö. 188 - 65: Pamfilya Korsanları Dönemi
M.Ö. 65-MS 395 : Roma Dönemi
M.S. 395 : Bizans Egemenliğinin Başlaması.
M.S. 655 : Antalya önlerinde Bizans ve İslam Donanmaları arasında Zat-el Şenari Savaşı yapılması.
M.S. 1085 : Süleyman Şah'ın Antalya'yı alması.
M.S. 1103 : Bizans Ordusu'nun, Antalya'yı Anadolu Selçuklularından geri alması.
M.S. 1206 : Anadolu Selçukluları'nın Bizans'tan şehri geri alması.
M.S. 1207 : Antalya Şehri'nin tümüyle Selçuklulara geçmesi.
M.S. 1221 : Keykubad'ın, Antalya Körfezi'nin doğusundaki Kalanorasa'yı ele geçirmesi.
M.S. 1308 : Antalya'da Teke Beyliği'nin kurulması.
M.S. 1361 : Antalya'nın, Kıbrıs Krallığına bağlanması.
M.S. 1373 : Mehmet Bey'in Antalya'yı geri alması.
M.S. 1426 : Antalya Bölgesinin tamamen Osmanlı Devletine bağlanması.
M.S. 1510 : Hasan Halife ve adamlarının, Antalya'nın Kızılkaya nahiyesini basıp yağmalaması.
M.S. 1808 : Antalya'da Kadı Paşa isyanı çıkması ve bastırılması.
28 Mart 1919 : Mondros mütarekesi uyarınca, İtalyanların Antalya'yı işgal etmesi.
31 Mayıs 1921 : İtalyan birliklerinin Antalya'dan çekilme kararı alması.
1 Haziran 1921 : İtalyanların, Antalya'yı boşaltmaya başlaması.
29 Ekim 1923 : Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu.


Ben ödevini iyi yapan bir öğrenci olarak araştırmacı kişiliğimi de göz önünde bulundurarak ve teknolojinin tüm imkanlarını kullanarak bu bilgileri beğenilerinize sundum. :))

Yaşamak istediğim tek yer ise ANKARA :(
Ben neden buradayım :(






Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
Kardelen_06  Kardelen_06 (20.12.2009 20:03:04)  

Polatlı, Ankara ilinin batı kesiminde, Eskişehir - Ankara Devlet Yolu üzerinde Ankara'ya en yakın ilçedir (76 km). 1 Ağustos 1926 tarihinde 877 sayılı kanunla ilçe olmuştur.

Polatlı İlçesinde insan yerleşiminin bilinen en eski tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanmaktadır. Yassıhöyük köyünde bulunan antik Gordion Şehrinde M.Ö. 3000 yıllarında yerleşim olduğu bilinmektedir.

Bölgede yaşayan belli başlı uygarlıklar sırasıyla, Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarıdır.

Polatlı ilçe merkezinin bugünkü yerleşimi 1860 yılında Sivritepe mevki Menteşe Mahallesinde ve Zafer Mahallesinde oluşmuştur. Yerleşimin asıl gelişimi Ankara-İstanbul demiryolunun 1892 yılında buradan geçmesiyle gerçekleşmiştir.

Kurtuluş Savaşı'nın en önemli olaylarından biri olan Sakarya Meydan Muharebesi Polatlı toprakları üzerinde meydana gelmiştir. Atatürk’ün Sakarya Meydan Muharebesini yönettiği karargah Alagöz köyünde, attan düşerek yaralandığı yer İnler köyündedir. Bu savaşın önemli coğrafi mevkileri olan Çal Dağı, Duatepe, Beştepe ve Kartaltepe de Polatlı sınırlarındadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Topçu ve Füze Okulu'nu ve Sakarya Kışlası'nı barındırmasıyla da tanınmaktadır.

Sakarya Şehitleri Anıtı, Dua Tepe Anıtı, Alagöz Karargah Müzesi ve Gordion Müzesi bölgenin önemli turistik merkezleri arasında yer alır.


Ama benim yaşamak istediğim yer; Aynur ve Serap teyzemin yanı. Yani Antalya :)

 
fosil61  fosil61 (21.12.2009 14:27:08)  

TRABZON
Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe’nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. Değirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve Zağnos dereleri yerleşimi güneyden kuzeye derin boğazlarla bölmüştür. Tabakhane ve Zağnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşim kalıntıları tespit edilmiştir. İşte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşılığı olarak “trapezos” kelimesinden geldiği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.Ö. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığı “Anabasis” adlı antik kaynakta rastlanmaktadır.
İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu’dan sonra M.Ö. 7. Yüzyılda Karadeniz’e de gelerek kıyılarda koloni kentleri kurmuşlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır ve birçok araştırmacı, kentin ilk kuruluşu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşamaktaydılar.
Aynı yüzyılda Karadeniz Bölgesi Kafkasya’dan gelen Kimmerler ve onların ardından İskitlerin akınlarına uğramıştır. Ancak bu akımların kolonilerin kuruluşundan önce mi yoksa sonra mı olduğu konusu tartışmalıdır. M.Ö. 6. Yüzyılda ise Trabzon Perslerin egemenliğine girerek, Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmıştır.
Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yılında tüm Anadolu’da Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ani ölümünden sonra oluşan karışıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes’in oğlu Mithridates, yerli halkın desteğiyle Karadeniz’de Pontus Devletini kurmuştur. Trabzon, M.Ö. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmıştır.
M.Ö. I. Yüzyılda batıda güçlenen Romalılar Anadolu’yu da işgal etmeye başlamışlardır. Roma kralı Pompeius’un Pontus Kralı V. Mithridates’i Kelkit vadisinde bozguna uğratması üzerine Pontus Krallığı dağılmıştır. Böylece Trabzon , M.Ö. 66 yılında Roma yönetimine girmiştir. Roma’da Avgustus’la birlikte M.Ö. 27 yılındanitibaren imparatorluk dönemi başlamıştır. Avgustus’un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adı verilen vasallık içinde yer almış, İmparator Tiberius zamanında (M.S. 14-37), diğer bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sınırları içinde kalmıştır. İmparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayrıcalığına kavuşturulmuştur. Trabzon bu dönemde “ünlü” ve “zengin” kent tanımlamasıyla tarihçilerin kitaplarında yer alır. Roma İmparatorluğunun doğu sınırının savunmasına önem veren Vespasian zamanında (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmiştir.
Ünlü Roma İmparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta olduğu gibi Trabzon’da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmuş, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakın zamana kadar kalıntıları görülebilen yapay bir liman inşa edilmiştir Hadrian’dan sonra Trabzon’un parlak dönemi sona ermiş, 244 yılında para basma yetkisi elinden alınmıştır. Roma Döneminde basılan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma İmparatorlarının büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus Krallığı döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmiş ve Grekçe yazı kullanılmıştır.
Trabzon, 276 yılında tüm Doğu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğramış, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmıştır. Roma İmparatorluğunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius’tan oluşan dörtlü idare zamanında Trabzon’da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz.
Roma İmparatorluğu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan Doğu Roma / Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kalmıştır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon’da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğini başlatmıştır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri bölgelere ayrılmaya başlanmış, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuştur.
Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya düzenledikleri baskınlarda Doğu Karadeniz ve Trabzon’a gelmişlerdir.
Bizans İmparatorluğunun 1204 de IV. Haçlı seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos’un İstanbul’dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara’nın da yardımıyla Trabzon’da 1204 yılında bağımsız olarak Komnenos Krallığını kurmuşlardır. Anadolu Selçukluları ile evlilik bağı oluşturarak ve vergi ödeyerek siyasi varlıklarını sürdürebilen Komnenos Krallığı, I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşamıştır. Gümüşhane’deki gümüş madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I’in sikkeleri üzerinde “en mutlu” ünvanı yer almaktadır.
I. Bayezid’in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir.
Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey’dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah’a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon’da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur.
Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1867 yılında Trabzon’da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır.




Hamsiname

Dinle ey birader, bu destanı!
Anla nedir, hamsi olan mübarek.
Otuz, kırk türlü taam yaparlar,
Şimdi olur sana, ayan mübarek.

Çok kişi cem olur başına nâgâh,
Almayan olursa, çeker ah u vah,
Kıymetli yaratmış halkeden Allah,
Balık şöyle dursun, aman mübarek.

Avlanıp satlığa geldiği zaman,
Görenlerin yüzü güldüğü zaman,
Kâr ve kıymetini bulduğu zaman,
Zengin olur o gün satan mübarek

Pirinçle yapılır içli tavası,
Baharla üzümle çıkar safası
Buna hiç böz olmaz, canlar gıdası,
İşte budur, her bir zaman mübarek.

Bir başkası sade yağda kızartmış
Yedikçe adamın dişin kırarmış,
Kadayıfın şöhretini bozarmış,
Tavada görünmez, kalan mübarek.

Bir başkası, salamura atulur,
Suretine bir bak pek de tatludur,
Bir başkası, bulgur ile yapulur,
Hastasına olur, derman mübarek

Bir başkası papaz yahnisi derler,
Lezzetinden herkes parmağın yer
Ona yoğurt yahut sirke dökerler,
Keşke her üç öğün, olsun mübarek.

Bir başkası, hamsi kuşudur adı,
Soğuk su başında çıkarmış tadı,
Gerçek kuştur ama yoktur kanadı
Nasıl tatlı yenir, ol can mübarek

Bir başkası, közde kebap ederler
Küllü müllü demez yerler de yerler
Sıcak kiremite bâzan sererler,
Vucüda yapmaz hiç ziyan mübarek

Tattınız mı, tepsi ile kızartma,
Çekişir onun için gelin kaynana,
Bir başkası sebze ile kaygana,
Lâyıkıyle oldu, beyan mübarek.

Bir başkası, suda taşlama ânı,
Mısır ekmeğiyle öğle zamanı
İşte tamam oldu hamsi taamı,
Doktor nedir ki Lokman mübarek

HAMAMİ-ZADE İHSAN BEY

 
 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.