Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
Mor Fincan
184 konu, 763 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/17/mor-fincan.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
763
Tür:
Toplum
Kuruluş tarihi:
27/07/2008
Kurucu:
binyıl

Evli insan aşık olursa ?
 
binyıl  binyıl (25.08.2008 12:25:03)  

İnsan hayatında en önemli unsur mutlu olmaktır. Eğer mutsuzluk nedeninizi tespit etmişseniz ve sorunu biliyorsanız mutluluk için neden bekliyorsunuz ?

Aşıksınız !

Evli olan bir arkadaşımın aşık olduğunu söylediğinde aklımda bu konuda sorunlar oluştu. Zira kendini ve aşık olduğu kişiyi tanıyordum. Ve evliydi bu arkadaşım, çıkmazlar yaşıyordu. Sorunu tespit etmişti ama çözüm kısmında çaresiz kaldı. Karşısındaki sevdiği kişi bekar o ise evli. Böyle bir dengesizlikte aşkı tanıdılar.

Mantık evliliği olsun severek evlenme olsun, başka sebeplerde evlilik yaşamış olsun. Evli biri sonraki günlerde başka birine aşık olursa nasıl bir çözüm sunarız ?

Ayrı konumda olan bir çok insan evli iken bile aşık olabilir bu kısım net ve tartışma götürmez bir gerçek. Aşkın tesir ettiği o vücut acıya, özleme, mutluluğa susamış bir halde ne kadar yaşar ki ?

Bu konuda inanın ben tam ve net bir çözüm bulamadım. kendimce düşününce hayat için en büyük problem bu olsa gerek.

Evli idi ve aşık oldu diyelim, karşısındaki sevdiği kişi bunu nasıl çözümler
Nasıl karşılar ?
Sonuçta oda seviyorsa ortak bir aşk bu konuda nasıl bir çözüm sunar ?

Ve daha bir çok şey. Ben bu konuyu tartışmak yerine paylaşmak ve gerçekten çözümleri nelerdir merak ediyorum.

Umarım anlayışın ve aklın hakimiyetinde aşıkları anlar ve çözüm sunarken bu noktada çözümleme ile konuya yaklaşırız.

Her insan aşık olabilir diye düşünüyorum, evlilerin sonunu inanın merak ediyorum.....:)



Sevgimle..


 
kıyas  kıyas (25.08.2008 12:55:24)  

Evli insanın aşık olması sadece aşık olduğu kişiye zarar verir. Eskilerin bir sözü vardır."tilkinin dönüp dolaşacağı yer gene kürkçü dükkanıdır" ben evli, o kutsal mekanın altında toplanmak için yemin eden bir bireyin aşık olmasına karşıyım..Bu benim naçizane fikrim . Çünkü böyle bir aşk ya evini ya da aşık olduğu kişiyi dağıtmasına neden olur.
Duygularını tamamen aşık olduğu kişiye odaklamış bir insanın bir hedef seçip kararını ona göre vermesi gerekir.Bir koltukta iki karpuz olmaz hiçbir zaman. Annelerimizin bize öğrettiği bir olgu vardır; bu her bireyin kulağına küpe olmalıdır:" oynadığınız yeri harap etmeyin ki üzerinde bir daha oynayabilesiniz"
Aşk güzel ve eşsiz bir duygudur. Bireyin içindeki yansıyan içsel ışığıdır.Ama onu yıkıcı kullanmamak gerek. Yıkıcı kuıllanıldığında o aşk olmaktan çıkıp tutku hırs ve bizi kontrol eden bir bir tür canavara dönüşür. İşte aşkı bu raddeye getirmek aşk duygusunun yozlaşmasına dejeneri olmasına , aşk kavramının temasını bozmasına neden olur.Oysa aşk adı üstünde sevginin tanrısal boyutta karşımızdaki insanın yansımasını kendimizde görmek ve ona kendimiz gibi bakmamızı sağlayan duygudur.
İlk etapta aşk sözcüğünün anlamını bilmek, içimizdeki değişimselliği takip etmek, duyguların bizlere neler yaşattığının farkında olmak, yıkıcı bir duyguyu sevgiye çevirerek aşk boyutuna nasıl çevirdiğimizi hissetmek bizim önce bizdeki güzel özelliklerimizi görmemize neden olur
Görülüyor ki aşk evli insanların neden sorunu haline geliyor farkediyoruz.Eşimiz dediğimiz insanın iç yansımasını artık yakalayamadığımız için başka birinde aradığımız kendimiz, bize dayanılmaz acıların kapısını açmaya başlar. İnsanoğlu acılarla piştiği için ruhsal bir olguyla bu acıların zincirindeki macerada geçerli sebeplere yol açar ve ilerler. Bundan bir deneyim kazanmış olu. Evli yada değil ; dünyasal boyutta yaşadığımız aşk bizim ruhsal deneyim ve tecrübemize bir vasıta olur sadece . TABİİ BU ARADA BU DENEYİMİN BİZE KAZANDIRDIĞI TECRÜBELER CİDDİ ANLAMDA YIKIMLAR PİŞMANLIKLAR OLMAMALI DEĞİLMİ ..
Bence ütün insanların önce kendine dönüp kendiyle barışık olması gerekir.Aşkın önce hangi boyutta yaşandığını Aşk sözcüğünün kutsallığını ve kudretini bilmesi gerekir. <ALLAH AŞKINDAN SÖZEDİYORUM>
Kendini bilmek ; içimizdeki aşık olmak için ihtiyacımız olan ışığın varlığını anlamaktır.Ve bu ışığı kullanabilme yeteneğimizi geliştirebilirsek bu güzel duyguyu eşit ağırlıklarla tüm insanlara dağıtabilir ve ne evliysek bizi seçmiş olan insanlara, nede aşık olmak için seçtiğimiz insanlara zarar vermiş oluruz.Dolayısıylada kendimize.
Tbii bu günümüzde pek tartılıp dinlenen bir olgu değil maalesef. O yüzden bu konudaki son yorumum şu:
Dugularımızı ne şekilde yaşıyorsak yaşayalım tahrip etmeden yapıcı yaşayalım ki sonunda yıkımların depremlerin olduğu bir yerde kendimizi kaybetmişliğin pişmanlığını yaşamayalım

deniz güneş.. ışık ve sevgiyle





Bu yoruma 4 cevap yazılmış.
 
Ahmet Bektaş  Ahmet Bektaş (25.08.2008 13:09:33)  

Güzel bir konu. Teşekkür ederim.

İşe aşk ile ilişkiye ayrı bakmakla başlayabiliriz.

Ben aşk tek kişiliktir diyorum. Karşılıklı olursa da yine karşılıklı fakat her iki kişi için tek kişilik yaşanır. Birleşme hali çok zaman aşkı bitirir.
Evlilik nedir?
Evlilik sözleşmedir, akittir. Sözleşmeye sadık kalmak yeterlidir. Fazlası ise özveridir, hoştur.
Aşk nedir?
Mevlana der” Ben ol da gör”
Aşk’ın kölesiyim

“Güzelliğin on pare etmez bu bendeki aşk olmasa” Âşık Veysel

“Hamdım, piştim, yandım” Mevlana. Ben de eklemek isterim kendi açımdan; söndüm, kül oldum…

Kays’ı mecnuna çeviren Leyla mı, yoksa aşk mı? Leyla’nın aşkıyla tutuşan, çöllerde yanan Mecnun; aşkın üst boyutlarına çıkınca neden önemsemiyor Leyla’yı? Aradığı Leyla’da mevcut değil miydi? Leyla olmasaydı yerini başkası dolduracaktı belki de…

Âşık, maşuka köle gibi görünse de esas cezbesi maşukta yansıyan aşk’ın şiddetli zuhurundan kaynaklı. Yansımanın asıl membaı bulununca, yansıtan ikincil durumda kalıveriyor. Güneşi hiç görmemiş birinin Ayda yansıyan nura âşık olması; Güneşi aramasına neden oluyor, bulunca da Aydan vazgeçmesi gibi bir şey olmalı bu… Peki, ayın hiç mi hissesi yok? Nedir aranan? Kaç kişi bulabilmiş?

“Sevdiğimi söylemez isem sevmek derdi beni boğar” diyen Yunus; nerede aramış sevdiğini? Çiçeklerle, böceklerle konuşan Yunus ne öğrenmiş onlardan? “Sordum sarı çiçeğe…..”

Ey sevgili, bil ki sen sadece aynasın! Yansıttığın senden değil. Öyleyse seni neden bu kadar çok seviyorum? Evet, seni çok seviyorum… Hakikat-perest oluşunu… Cisminden daha fazla ruhunla alakalıyım, suretinden daha ziyade siretini seviyorum! Sevgimi anlatırken yine de cisminden bahsediyorum. (Gamzeler, sarı saçlar, ela gözler……) Çünkü cisminde yansıyor ruhundaki güzellikler. Bu nedenle senin değil aşkın kölesiyim! Bana aşkı gösterdiğin için seni çok seviyorum.

Ahmet Bektaş

Aşk insani boyutun tezahürüdür.

Aşk samimiyettir.
Aslında aşkı memnu veya aşkı meşru diye bir şey yoktur.
Aşk, aşktır.
Eyleme dönüşmeyen memnu aşk bile masumdur.
Yasak aşklar eyleme ilişkiye dönüşünce kopuyor kıyamet...
Halk arasında Aşkı memnu dedikleri illegal ilişkidir.
Aşk olsun olmasın illegal ilişki zaten hoş karşılanmaz.

Aşk mı şehveti yok eder, şehvet mi aşkı?
Mecnunun aşkı, daha başlarda yatak senfonisi ile sonuçlansaydı; bu kadar gelişir miydi?
Mecnunun şehvani arzusunun kaybolması aşkından mı?
Kolayca şehvani yakınlaşma olsaydı şimdiye dek gelir miydi bu hikâye?

Burada Katolik nikahından söz etmeliyim. Katolik nikahı taraflardan birisi ölmeden son bulmaz. Bu yüzden çok sıkıntı yaşandı ve Katoliklik, Protestanlığa yırtıldı… Bizim toplumun geneli İslam dininin etkisi altındadır ve de boşanmak serbesttir. Ayrıca İslam dini erkek için çok eşliliğe cevaz vermektedir. Resmen tek eşlilik olsa da fiilen kırsalda hatta şehirlerde sık rastlanmaktadır. Evlilik tabu değildir. Çocukların yetiştirilmesi öncelikle babanın, şartlara göre annenin kontrolünü gerektirir. Konuyu dağıtmamalı.
Sonuç olarak evli erkek veya evli kadın; başka birine aşık olabilir, utanılacak bir şey değildir. Utanılacak olan hal şudur; evlilik sözleşmesi, akdi ile bağlı olduğu kişiye ihanet etmesidir.
Peki bu (aşık olma) durumda ne yapmalı.
Aşk istem dışı geliştiği için vazgeçmesi, unutması mümkün olmayabilir. Aşkıyla yaşar, akdine sadık kalarak. Veya akdini bozar maşuka ulaşmak için. Ulaşabilir mi o da ayrı bir durum. Ulaşınca ne olur o da meçhul…
Aşkın ulvi bir duygu olduğu unutulmamalıdır. Her birleşme isteği de aşk değildir.
Aşk yaşanır anlatılmaz.
Sevgili Ceyda Görk hanım gibi ben de diyorum "Aşk daim olsun".



Bu yoruma 10 cevap yazılmış.
 
alope  alope (26.08.2008 15:25:02)  





ben konuyu okuyunca ilk aklıma gelen farklı bir durum oldu..şöyle ki;

aşk, dünyanın en çelişik kavramı bence..

aşık olursunuz ya dünyanın en mutlu insanı ya da en mutsuz insanı olursunuz.. bu durum aşık olunanda belirginleşiyor..
ve yalnızca bir bakış bir sözcük bunlara neden olabiliyor..ne kadar ilginç oysaki..

aşk kör eder insanı ve hataları, yanlışları görmesini engeller..

bir kere evliyken aşık olan insana bakalım..
eşine de daha önce aşıkken bir süre sonra başkasına aşık oluyor diyelim.. bu durum sorun olmalıdır bekar olan sevgili için.. çünkü daha önce aşık olduğu kişi bir başkasına aşıkmış ama o hayatına girince ona da aşık oldu... yani aşk bu kişide sabit değil...
belki yarın bir başkası içinde onu terketmeye hazır olacak...yani eğer ikinci bir aşk oluyorsa üçüncüsünün olmayacağı kesin midir.. güven bunalımına neden olacak sakat bir durum...

severek evlenmemiş ise evli olan kişi bu durumda çözüm de basit olur.. şartlar yerindeyse boşanır şartlar yerinde değilse unutmaya meyletmelidir..

açıkçası bence bu konu son derce rahatsız edici bir konudur, böyle olmasının yanında çözümde basittir..
evli insan başkasına aşık olursa duyguları tartma yoluna gidip tercih yapmalıdır... gelecekle ilgili sıkıntıları da her iki hatta her üç taraf iyi analiz etmelidir bir de..

her ne olursa olsun kader arabasına buradan sap diyebilmelidir...

:)




Bu yoruma 3 cevap yazılmış.
 
binyıl  binyıl (26.08.2008 16:12:45)  

Hocam bu tam nasıl derler manyak bir konu olur ya...

Evli kadın ve evli erkek ...arada kalan ise aşk..

Peki hocam bu konuyu biraz açalım isterseniz..

Ya da başa dönüp konuyu daha iyi bir ortamda planlı bir şekle mi koymalıyız ? ..yavaş ve daha dikkatli analiz edebilriz.

Bakın bunu ben düşünmemiştim. Belki de daha farklı konular ve çözümler buna bağlı olarak başka, başka zorluklar ile kolaylıklar paylaşımlarla çıkar diye düşünüyorum.

Evet hocam söz sizde..evli kadın ve evli erkek...

Önden buyrun hocam konuyu siz açtınız ilk açıklama ve çözüm sizden gelsin...:)




Bu yoruma 5 cevap yazılmış.
 
kıyas  kıyas (26.08.2008 17:07:50)  

20 Ağustos 2008 Çarşamba 12:40:08 ...**blog da yazdığım yazının alıntısıdır..
Kadın ve erkek bu dünyaya tekamül için geldi.Bu tekamül için sadece erkeğin ruhsal ve fiziksel tekamülü yarım olur .. çünkü evren dişi ve eril prensibi oluşturmuş ve bu yönde bir tekamül seviyesi ve süresi tespit etmiştir. Şimdi burda duygusal yaklaşımlardan çok olaya evrensel boyutta bakmaya çalışmalıyız.MADEM burda spiritüellikten söz ediliyor, o zaman öyle düşünmeliy ve yazmalıyız.Burda çok güzel ama duygusal bir yazı ön planda biz bunu alıp duygusallıktan duygu kontrolüne çıukarırsak ve kadına daha objekti duygu kanallı ama daha geniş bir açıdan bakarsak yüzyılların insanlık üzerine araştırmalarını ve kaynaklarını incelediğimizde önümüze bir tanesi gelir örnek olarak.eRİL VE DİŞİ ÖNCE BİR BÜTÜN VE YUVARLAK BİR KÜREYMİŞ ,dört kolu dört bacağı varmış sonra tanrılar onları ayırarak iki kollu ve iki bacaklı yapmışlar çünkü bu dört kollu ve dört bacaklı küre tanrılar ne biliyorsa öğrenmek istiyormuş.Tanrılar onları ayırarak birbirlerinin cazibesine baksınlar ve birbirlerine o kadar kapılsınlar ki bizimle uğraşmasınlar demiş ve onları dünyaya bırakmışlar.Şimdi burda ezoterik ve egzoterik terimli iki kelimeden söz edilir ezoterik; dışarının anlayacağı yani her türlü insanın anlayabileceği türden sırların açıklanması ;bir anlamda mecaz dediğimiz, egzoterik ise ;belirli ruhsal eğitimlerden geçerek (kendini bilme çalışmaları;konsantrasyon imajinasyon, yoga meditasyon,ruhsal bilgiler) evrensel ruhsal dili öğrenmektir.Bu ruhsal dilse bildiğimiz sembollerdir ama bu o kadar basit değildir. her sembolünde ezoterik ve egzoterik açılımı vardır.Bu yüzden hiçbişey aslında tam olarak göründüğü gibi değildir.Evren dişil ve eril prensipler yönünde dünya üzerinde bir düzen oluşturmuştur ama kadın sadece bir duygusallık yığıntısı değil erkek de onu çözmek için yırtınan bir robot değildir.yUKARDA "BİRBİRLERİNE BAKMAKTAN KENDİLERİNİ ALAMASINLAR" PORTRESİ ŞUNU ÇİZER,"bİRBİRİNİZDEN BİZİ ÖĞRENİN "YANİ ;TANRILARIN ORDAKİ ANLAMI ;EVRENİN DÜNYAYA VE KADIN VE ERKEĞİN BÜTÜNLÜĞÜNE YANSIMASI VE ONLARINDA AKILLARINI KULLANARAK VE RUHSAL EĞİTİM ALARAK BİRBİRLERİNDE EVREN BİLGİLERİNİ ÇÖZMESİ ANLAMINA GELİYOR.Ne oluyor insanlar duygularını kullanarak birbirlerini anlamaya çalışıyorlar.Birbirleriyle tekrar bütün olmaya çalışıyorlar.Tabii bu arada kadına ve erkeğe pek çok özellikler yükleniyor, yani tam istenilen oluyor kadın bir su oluyor , bir çiçek oluyor bal, oluyor kelebek oluyor ipek saçlı oluyor , aynı şekilde erkek liman oluyor, yıldız oluyor güneş oluyor ve onlar evrenin yansıttığı olyorlar birbirlerinin gözlerinde.. hedef bu yani.. Yoksa kadının genetik yapısı erkeğin hizmetindeki bir varlık olması değildir..

işte burda aşk bir vasıtadır.. tekamül etmek için mitolojik bir deyimle tanrıların bize hizmetimize sunduğu kontrollü hedef aracıdır..



ışık ve sevgiyle




Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
Doğan Güneş.  Doğan Güneş. (26.08.2008 17:19:06)  

'nitelik ve çeşittlilik yönünden uçsuz bucaksız bir dünya'
olarak tanımlanan aşk olayında karşılaşılan güçlükler amansızdır
Freud aşk olgusunu üç başlık altında toplar
1-Miras kalan toplumsal bir gelenek olarak
2-Kişinin ihtiyacı ve gücü olarak
3-insan varlığının sembolü ve örneği olarak
Ben 'Evli insan aşık olursa' tartışmasının Freudun yapmış olduğu ikinci tanımlamada olduğunu düşünüyorum
şöyleki- kişi bir kere ihtiyaç duymuş aşka, bilinçli veya irade dışı aşık olma gücü,dürtüsü bilinçaltında yer etmiş diye düşünüyorum yani aşık olursun evlenirsin ve herşey sonsuzakadar iyi gider değil elbette.aşk da sevgi de ilkin hammadde gibidir değişim-dönüşüm süreci olmalıdır ki biçim alabilsin
evli iken aşık olma durumu hem değişim-dönüşüm süreci geçirmemiştir hem de fizyolojik- genetik dürtünün-' İnsanın varoluşunda yatan toplumsal gerçeklikte' yatar...





Bu yoruma 4 cevap yazılmış.
 
 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.