 |
fahrettin DÖNMEZ (14.07.2009 12:58:16)
Giderayak gün batımı Kendini sorgula göç Saf ışığın ağzında yuvarlak kelimeler Düştüğü yer buz, Cebinde yanan hiçlik
Suçlu bir çatışmayla örtülür hayal Gömülür ses rengi kıyısız yüzde
Kaygılı çerçeveye Eksilen yanımız asılan resim Dürter kanı
Kırılan iklimi rüzgâr üfler Tütün tene sarılır
Giderayak gün batımı - Kendini sorgula göç : "Gün batımı", her cismin karanlığa boğulmak üzere olduğu andır. "Giderayak" çekilişin, uzaklaşmanın, yapacağını yapıp kaçışın anlatımıdır. Işıkların ve aydınlığın kayboluşu, alelacele yapacağını yapıp, edeceğini edip kaçmaya hazırlanan bir insan gibi düşünülmüş... Suçlu kim, kim kime zarar vermiş giderayak? İşte bu soruya cevap aranıyor. Şair cevabı "göç" diyerek, pılını pırtısını toplayıp giderayak yapacağını yapan "gün batımında" buluyor. Bu gidişin bir hesabı olmalı... Terkedilmişliğin sorumluluğunu yükleyecek bir arayış içinde- Suç işlemiş bir insanın vicdan azabını hissetmesi için - Günün batışının bu göç sebebiyle kendini sorgulaması bekleniyor. Hatta emrediliyor...
Saf ışığın ağzında yuvarlak kelimeler Düştüğü yer buz, Cebinde yanan hiçlik Işık saflıkla kendini sorgulamakta yetersiz... Aradığı cevabı bulamıyor. Sadece "yuvarlak kelimelerle" savunmak istiyor. Aslında hatasını da biliyor, ancak itiraf edemiyor. Yaptığı yanlış saflığından... Işıksa kendini ve gün batımını savunurken kelimelerle oynuyor. Daha da alçalıyor. Yuvarlak kelimeler yetmiyor, "Düştüğü yer buz," buz kesiyor. Özrü kabahatinden büyük aslında... Savunacak neyi var ki... Hiçlik... İşte burada bitişin, tükenişin kesin bir dille ifadesi tek kelimeye sığdırılmış... Hiçlik... Kazanan yok, kaybeden kim? Hiçlik "tasavvufta, varlıkların aslında olmadığını ve her şeyin ezeli ve ebedi gücün; yani Allahın varlığında kayboluşunu ifade eder. ÖYLEYSE SEBEP ARAMAYA NE GEREK VAR. IŞIK VE GÜN BATIMI DA MASUM... ONLAR KENDİLERİNE EMREDİLENİ YAPIYOR. DÜZENİ KURAN KURMUŞ, ONLAR UYUYOR SADECE... BÜTÜN YARATILMIŞLAR DA UYMUYOR MU? Yalnız insan, kendi iradesi ile karar verme yeteneğine sahip yaratılmış. Bunun dışında o da bir hiç... Emre itaate mecbur... doğar, büyür, yaşayabildiğince yaşar ve sonunda gider. Giderayak yanında götürebileceklerini alır ve mekân değiştirir.
Suçlu bir çatışmayla örtülür hayal Gömülür ses rengi kıyısız yüzde Bu mısralar da her şeyin hayal olduğu ve bir gün geçmiş olacağı ve gömüleceği ve sessiz kalacağı hakikati şamar gibi vuruluyor yüze... Artık ne beden vardır ne duygular, ne de hayaller...
Kaygılı çerçeveye Eksilen yanımız asılan resim Dürter kanı
Ne bir fazla ne de eksik... Her şey çerçevede kalan noksanlıklar... Yapacak hiçbir şey yoktur artık. İstese de yapamaz.
Kırılan iklimi rüzgâr üfler Tütün tene sarılır
Umutlar bitmiştir. Rüzgâr önüne katmış sürüklemektedir. Sigaradan çıkan dumanın yükselip kaybolması gibi ten- yani vücut – de birlikte dumanla birlikte kaybolacaktır.
İnsan da gün batımı gibi karanlığa gömülecek ve ebedi âleme doğru yol alacaktır.
Değerli şaire şiirinizin bende uyandırdığı his ve çağrışımları birkaç cümle ile tahlil etmek istedim. Çok hoşuma giden ve düşündüren mısralar arasında gidip geldim. Düşündüm ve anlamlandırmaya çalıştım kendimce... İnşallah hata yapmadım. Şiir anlatılmaz, anlaşılır. Herkes kendince anlar ve yorumlar. Ben de bunu yaptım. Sizin düşünce ve duygularınızı belki de HİÇ e saydım. Affınıza sığınır, bu güzel şiirden dolay sizi kutlarım. Ancak kelimelerin daha iyi anlamlandırılabilmesi için önemli yerlerde noktalama işaretleri olmasını temenni ediyorum. Sağlık ve sevgiyle kalın efendim.
YAPTIĞIMIZ YORUMLARI PAYLAŞALIM.
|
|
| |
|