Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
DUYGULARIN ADRESİ
173 konu, 291 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/82/duygularin-adresi.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
291
Tür:
Şiir
Kuruluş tarihi:
14/05/2009
Kurucu:
NİHAT İLİKCİOĞLU

Kafiye Nedir, Kafiyenin Şartları ve Kafiye Çeşitleri Nelerdir ?
 
NİHAT İLİKCİOĞLU  NİHAT İLİKCİOĞLU (12.07.2009 00:00:38)  

Kafiye, en az iki mısra sonunda, anlamı ayrı, yazılışı aynı iki sözcük arasındaki ses benzerliğidir.

Kafiyenin sağladığı özellikler şunlardır:

a) Her mısranın ahenkli bir durgu ile kesilmesini sağlar.

b) Kafiye şiirin akılda kolayca kalmasını sağlar.

c) Anlamca ilgisiz görünen mısraları kaynaştırır.

d) Yeni fikirlerin bulunmasına katkıda bulunur.

e) Şiire söyleyiş güzelliği kazandırır.



Kafiyenin şartları:

1-Mısra sonundaki sözlerin ses bakımından benzemesi, anlamın ayrı olması gerekir.

Yollarda kalan gözler

Yıllardır seni gözler

mısralarında birinci “gözler” gözün çoğul şeklidir; ikinci “gözler” ise gözlemekten geniş zamandır. Her ikisi de aynı anlama gelseydi redif olurdu.



2- Kafiyeler kesinlikle rediften sonra gelmezler.

Vardım ki bağ ağlar, bağban ağlar

Sümbüller perişan, güller kan ağlar

“Bağban” ve “kan” kelimelerindeki -an sesi kafiye, ağlar kelimesi ise rediftir. Şayet şiir “... ağlar kan”, “... ağlar bağban” diye bitseydi -an sesi kafiye olur; fakat ağlar sözcüğü redif sayılmazdı.



3- Bir kelimenin redif olabilmesi için kendinden evvel mutlaka bir kafiyenin bulunması gerekir. Görevi ayrı olan bazı ekler kendinden önce kafiye olmadığı için -aslında redif oldukları halde- kafiye sayılır.

Sultan Murat eydür gelsin göreyim

Nice kahramandır ben de bileyim

mısralarındaki “gör-` ve “bil-” fiil köklerinde benzer ses yoktur. Aynı mısralardaki -eyim ekinin görevi aynı olduğu için rediftir; fakat kendinden önce kafiye bulunmadığı için kusurlu olarak kafiye sayılır. Ya da sadece -e sesi yarım kafiye sayılıp -yim redif kabul edilir. Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Halk edebiyatı sözlü olduğu için r ve l sesinin kulağa birbirine yakın gelmesinden kaynaklanan bu tür kafiyeler halk şiirinde görülen bir husustur. Boğazdan çıkışına göre aynı grupta yer alan sesler arasında çok az da olsa kafiyenin varlığından söz edebiliriz.



4- Halk edebiyatında kalın sesliler (a, ı, u, o) ile ince sesliler (e, i, ü, ö) kafiyelendirilmiş olabilir.

Bakmaz mısın Karac'oğlan halına

Garip bülbül konmuş gülün dalına

Kadrin bilmeyenler alır eline

Onun için eğri biter menevşe (Karac'oğlan)



5- Kafiye ve rediflerin tespitinde Türkçe'deki yapım ve çekim eklerini iyi bilmek gereklidir.



6- Art arda gelen mısralar içinde birbirine benzeyen seslerin sık ve ahenk sağlayacak güzellikte kullanılmasına aliterasyon denir.

Ak sütünü emdiğim kadınım ana

Ak pürçekli, izzetli canım ana

Akar sularına kargımagıl

mısralarındaki ak sesinin tekrarı ile aliterasyon yapılmıştır.



7- Kafiyede aranan nitelik sesin benzemesidir. Yazılışı başka başka olan kelimeler, aynı sesi verdikleri takdirde kafiyeli olabilirler.

Birdenbire sıyrıldı gözümden çözülen bağ

Bir hâtıranın dağdaki yâdıydı bu membâ

beytinde “bağ” ve “membâ” kelimelerini telaffuz ettiğimiz zaman bağ kelimesindeki ğ sesi zayıftır, membâ kelimesini telaffuz ederken bağ kelimesinin sonundaki ğ sesine yakın bir ses çıkar. Bu çeşit kafiyeler ses bakımdan yarım kafiyeden daha hafif bir benzeyiştir.



8- Nesir cümlelerinde tekrar edilen seslere seci denir. Özellikle Divan nesrinde bulunur.

Gözlerin nuru, gönüllerin süruru; başımızın tacı, dil ehlinin miracı... gibi



9- Ayrıca uzun bir sesli (â, û, î) ile oluşan kafiyeler de uzun sesliler iki ses değerinde kabul edildiği için tam kafiye sayılır.

İstiklâl Marşı'nın fedâ, şühedâ, Hüdâ ve cüdâ kelimeleriyle biten dörtlüğünün kafiye şeması aaaa olduğu için kafiye -edâ ve -üdâ seslerinde değil -dâ sesindedir. Şemada aynı harf ile gösterilen kelimeler arasındaki ortak ses kafiye kabul edilir.



10 - Rûhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli

Değmesin ma‘bedimin göğsüne nâ-mahrem eli

Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

mısralarında "emeli" kelimesi diğer mısralarda da aynen geçtiği için tunç kafiye sayılır. Tunç kafiyeleri zengin kafiye saymak yaygın bir görüştür. Birinci, ikinci ve üçüncü mısralardaki -i sesi redif değildir; çünkü dördüncü mısradaki “i” sesi iyelik -i'si değildir. Kafiye sadece üç mısrada olsa idi o zaman bu ek redif olurdu.



Redif: Görevleri (varsa anlamları) aynı olan harf, hece ya da sözcük benzeşmelerine redif denir.

Rediflerin uyaktan sonra gelmesi esastır.



Uyak Çeşitleri:

1-Yarım Uyak (Kafiye) : Mısra sonlarındaki ses benzerliği bir sesten meydana gelir.

Üstümüzden gelen boran kış gibi

Şahin pençesinde yavru kuş gibi

Seher sabahında rüya düş gibi

Çağırta bağırta aldı dert beni



‘gibi’ sözcüğü dörtlüğün ilk 3 mısraında yazılışları aynı,okunuşları aynı,görevleri aynı olduğundan

rediftir. Rediften önce gelen ses benzerlikleri ‘-ş’ sesleridir.



örnek:

Veysel der dünyaya ben neden geldim

Her zaman ağladım ne zaman güldüm

Gönlüme teselli kendimde buldum

Sabır ile teskin ettim özümü



2- Tam Uyak (Kafiye) : Kafiyeli mısra sonlarında bulunan iki ses benzeşmesine denir.



On atlıya karar verdim yaşını

Yenice sevdaya salmış başını

El yanında yakar gider kaşını

Tenhalarda gülüşünü sevdiğim.



‘-ını’ ekleri yazılışları ve görevleri aynı ekler olduğu için rediftir.

‘-aş’ sesleri her 3 mısrada da benzeştiğinden tam kafiyedir.



örnek:

Gökyüzü binlerce yıl çalışmış gece gündüz

Yeryüzüne en güzel örneği versin diye

Ulusların gözünü kendine çeksin bu yüz

Bu göz yabancıları toprağa sersin diye



3-Zengin Uyak (kafiye) :Mısra sonlarındaki kafiyeli sözcükler arasında üç ses benzeşiyorsa zengin

kafiyedir



Miskin Yunus biçareyim

Baştan ayağa yareyim

Dost ilinden avareyim

Gel gör beni aşk neyledi







4-Tunç uyak (kafiye) : Mısra sonlarındaki bir sözcük diğer mısra sonundaki kelimenin içinde tüm

sesleriyle yer alır.



Çınla ey çoşkun deniz,kayalıklarda çınla!

Sar bütün kumsalları o dolaşık saçınla.



Yürün beyler n'ettim kestiler başı

Yedi bin pehlivan bir de binbaşı



5-Cinaslı Uyak (Kafiye) : Yazılışları aynı,anlamları farklı kelimeler cinaslı kafiyeyi oluşturur



Hep oynayan yavrular (çocuklar)

Ağaçta kuş yavrular (yavrula- eylemi)

Ellerin derdi biter

Benim derdim yavrular (artmak, çoğalmak)





Kendin çöz kendin tara Bağ bana

Değmesin el başına Bahçe sana bağ bana

Ben yarime kavuştum Değme zincir kar etmez

Darısı el başına Zülfün teli bağ bana







Su akar güldür güldür Gül açsın dudağında gülüver

Gel de yar beni güldür Bana n’olur açılan her gülü ver





UYAK ŞEMASI(Uyak Düzeni)

Bir şirin dizeleri arasındaki uyakların harfle gösterilmesine denir. Uyak düzenleri şunlardır:

1. Düz uyak : aa/bb/cc/.... ; aaaa/bbbb/cccc/.... ; aaab/cccb/dddb/...

Sorgusuz sualsiz bir akşamdır iner gider.....a

Gelir her sabah bin pişman döner gider......a



2. Sarma uyak : abba/cddc/effe/...

Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde........a

Bir parça uzaklaş kederlerinden...........b

Bir ruh gülümsüyor gibi derinden.........b

Mehtabın ördüğü saatler nerde............a



3. Çapraz uyak : abab/ cdcd/efef/...

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! ...........a

Görmedim: Gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.....b

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul........a

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer..........b



4. Örtüşük Uyak(Terzerima Uyağı) : aba/bcb...

Hangi kızın elleri...............a

Gecelerin matemine..........b

Serpiyor bu emelleri.........a



O genç kızın sevinci ne......b

Kopup sedef ellerinden......c

Kalbe düşen bu inci ne.......b



5. Mani Tipi Uyak: aaba

Sarı kavunu dildim......a

Çamura düştü sildim...a

Yarim gurbete gitti......b

Şimdi kıymetin bildim..a

 
 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.