Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
ÖYKÜ SEVENLER ATÖLYESİ
14 konu, 61 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/121/oyku-sevenler-atolyesi.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
61
Tür:
Edebiyat
Kuruluş tarihi:
1/3/2010
Kurucu:
Nermin Kaçar

KIZ KURUSU YAZAN NEZ
KIZ KURUSU NEZ 12.10.2010
Zelişin içi içine sığmıyordu o gece. Yarın sabah Zekiyle yemek yiyeceklerdi. Aynanın karşısına geçip onun kör karanlığındaki dipsiz kuyulara daldı. Kraliçeliğini ansızın kaybetmiş yaşlı, çökkün kadına bakarak anlamaya çalışıyordu. Fakat çok uzun sürmüş hayat bilir size aynanın karşısında hiçbir şey söylemeyebilirdi. Tuhaf hafif titreyiş içindeydi Züli. Gözlerinden yosun yeşili ışıltılar diriliş mucizesi gerçekleşmeyecek kadar sönüktü. Gözlerindeki bu ışıltıya bakılırsa, yüzüne ihtiyarlık maskesi takmıştı. Ya da tam tersi gözleri birer cam bilye bakanının bakış açısına bağlı olarak, yansımaydı, hiç de kahkaha, haykırış, fısıltı, hıçkırık ve gözyaşı değilken, hepsi bir arada, hepsi haykırış çığlık gözyaşı oluyordu.
Durdurmak gerekiyor! Haykırışın nereden geldiğini sezemiyor, kadın sesimi erkek sesimi? Fakat çok süslü bir uçurtma gibi gökyüzüne süzüldüğünü düşünüyordu. Oğlanların peşine takılmıştı. Uçurtma uçurmaya gidiyorlardı. Nereye? Çirkin kara kuru oğlanlar onu istemiyorlardı. Anneannesi arkasından bağırıyordu Züli! Nereye gidiyorsun? Züli kimseyi dinlemiyordu. Kimse haykırışın çağırdığını fark etmiyordu. Yalnız o, kendisi!
Oğlanlar koşuyorlardı. Mevsim bahardı. Rüzgarı çağırıyorlardı. Akşama doğru rüzgar artar gökyüzü rengarenk uçurtmalarla. En güzeli birazdan ipinden kopacak! Züli bu gece elbisesiyle nereye gidiyorsun?!
Çoktan uçuyordu, çoktan karışmıştı gökyüzüne! Kara kuru oğlanlar erkek Züli, uçamazsın Züli diye bağırıyorlar, sonra ileriye doğru meçhule uçsuz bucaksızlığa koşuyorlardı. Peşlerinden gitmiyordu artık. İstenmediğini çoktan beri biliyordu!
Umutsuzca “çok yalnız bir çocuktum” dedi. Uçurtmalar kalmış aklında. Uçurtmalar bir çiçek dürbününün uçurtmalarıydı. Sustu. İçine tekrar döndü. Ufuk çizgisindeyken aynanın körlüğünden kurtulmuştu.” Çok yalnız bir çocuktum. Uçurtmam yoktu hiç olmadı! Bakın uçurtma ipinden kurtuluyor. Çiçekler arasında uçuyor uçurtma ve benimle uçuyor, çiçekler karanfiller, geçmiş bahar mimozaları! Nöbetim yine başlamak üzere dedi ve yere yığıldı! Aynayı yüzüme dayayıp öfkeden ve acıdan titreyerek, karanlık sokağımda Zeki’ye gidişime baktım! Son bir defa tüm sevenlerim bana baksın istedim. Ama bir kez olsun dönüp geriye bakmadılar. Düşüyordum bu düşüşten kim bilir bir gün kendimi kurtararak çıkar mıydım? Ama bir şeyden emindim; o güvenlik duygusu ve hep sevilme ihtiyacı yüzünden ne ben ne de o bencil ve kötücü hırsları için onun kimsesiz sevgisini kullanan bu adam kurtaramayacaktı onu bu uçurumdan! Ama bunları düşünecek halde değildi o an. Kesik kesik ağlıyordu… Önce ona, sonra gecikmiş bütün pişmanlıklarına ve bu hayatta içindeki sevgiyi bile koruyamayan o zavallı doğrularına, o hiçbir işe yaramayan iyiliklerine hatta sevgiye değil, sadece kendi çıkarlarına ve hazlarına düşkün, bu yüzden kazandıkça hep kaybetmeye mahkum o kötü adamlara benzer miydi? Zeki diye iç geçirdi.
Nez
12.10.2010


nezihealtug - 12 Ekim 2010 Salı
 
nezihealtug  nezihealtug (12.10.2010 22:37:45)  

Değerli arkadaşlar yine geç kaldım.Umarım beğenirsiniz!
Sevgilerimle,
Nez

 

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.