Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
ÖYKÜ SEVENLER ATÖLYESİ
14 konu, 61 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/121/oyku-sevenler-atolyesi.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
61
Tür:
Edebiyat
Kuruluş tarihi:
1/3/2010
Kurucu:
Nermin Kaçar

KIZ KURUSU YAZAN NEZ
KIZ KURUSU YAZAN NEZ 19.10.2010
Züli Lokantada bekleyen Zekiye baktı! Bu kayıtsızlığına şaşırdı. Bu sabah rastlantıların dili acaba ona farklı bir şey mi söylüyordu. Bu gün Zekinin derin bakışları vardı. Sanki bir şeyin özündeki gerçeği görüp hazmetmek için gözlerini hiç kırpmadan uzun süre bakarsın ya yada istediğini elde etmiş rahatlık içinde bakışlarını başka tarafa çevirerek gözlerindeki yorgunluğu dinlendirirsin ya onun gibi. Dudakları kapalı dururdu zaten hep. Bu kararlı gülmez bir çehreden çok temkinli insan sabrının duruşuydu!
Züli Eski aşığının musikisinden nağmeler taşıyormuş gibi seslendi. “Çok beklettim mi?” Gözleri çapkındı. Bu çapkınlığın tebessümünü iyi sergiliyordu. Bakışlarındaki çıkarcı ahlak hiçbir zaman sırıtmaya dönüşmeyen terbiyeyle gülmekteydi. Ruhunun asıl şeytani yanı bu haysiyetli yüz çizgilerindeydi. Kurnazlığının kirini bu çizgilerin gölgesinde saklamayı iyi beceriyordu. Başkalarını acısına tahammül gösteren bir sabır hayreti vardı. Karşısında duran Zeki’de ise güzel olsun olmasın bir kadın karşısında biraz merak, biraz arzu karışımı bir hisle konuşmak ve sohbeti koyulaştırmak isteği vardı. İkisinin de hummalı başları bir sevdalı göğsün üstünde yatmaya hasretti.
Yemeklerini söylediler. Konuşulmayan çok sessiz zamanlar geçti. Daldılar ikisi de. Züli sabah ki doktoru düşünüyordu ki o da ne Doktor karşı masada Züliye el ediyordu. Hayalle gerçek arası bir buluşma mı diye iç geçirdi. Bu gece sevgiyi hissettiren sıcaklığı herkese verecekti. Kararlıydı. Bir kadın bir erkeği daima baştan çıkarmayı bilmeli dedi ve göğüslerini sımsıkı saran düğmelerden birini çözdü. O çıldırtıcı tenden bir anahtar çıkarıp uzattı Zeki’ye bu gece kalacağımız evin anahtarı dedi.
Zeki bu kadında kestirmeye çalıştığı şeyleri düşündü. Bazen bir büyü gibi insanı sarıp sarmalıyor, bazen de bir şeytanı itercesine uzaklaştırıyordu. Bu kadar kısa aralıklar içinde bir insanın bu kadar sık değişiklik göstermesinin izahını yapmak mümkün değildi. Gece boyunca dikkati çeken güzelliği onu istediği yaşamın doruklarına çıkaracak fırsatın kapılarıydı. Ara sıra attığı Züli’nin şımarık kahkahası çekilir gibi değildi. Her konuda daima kendinden söz ettiren bir ciddiyet ve her defasında neşeli bir yüzde görünmesi istenen tebessüm yoktu. Bazen bu ciddiyeti hoyrat bir böbürlenmeye dönüşür bazen bu tebessüm derinliği belli olmayan bir davetin kaltaklığınıhissettirirdi.
İstediği gibi kucaklayamasa da bu kadının teninde insanı kendine bağlayan bir büyü ve duyulduğu anda içini bayıltan bir şehvetli kız kokusu vardı.
Züli ise “gel yanıma otur aynanın derinliğindeki bakışlarımı yakala tam ortada şeytanlığın simgesi bir doktor var bacaklarımı okşayan. İblis budur. İşte şu yanımda gördüğün sert delikanlı sığındığım gözümü korkutan şehvettir. Daha yüzlerce iblisin aynanın sırlarında gizlendiğini bilmiyorlar! Öyle geceler oldu ki hep seninle yattım. Gözümü kapatıp beni kucaklamak isteyen duygularına cesaret kazandırdım. Tenimin sıcaklığını duyuyorlar mı Zeki ve doktor! Bu arzulu nefesin tutkularını aktarmak istiyorum. Kucaklaştığım adamlar bütün umutlarımı boşa çıkarıyor. Yumruğunu sıktı ve olanca hızıyla masanın ortasına vurdu. Aynaya vurduğunu sanarak! Kristal ayna param parçaydı. Ve her kırıkta bir yeni şeytan çehresi belirmiş iblisin bakışlarının yoğunluğu artmıştı. Sonra dağılan masaya ve bin şeytanlı aynaya baktı. Her yüzün bir yönü vardı. Ve hepsi şeytanca gülüyordu. Karşı masadan koşarak gelen doktora ve Zekiye ellerini sarması için uzattı. Yakaladılar ikisi de bu elleri. Dağılan masadan Züli’nin aynasından çabucak uzaklaşmak için geldikleri bu yeri terk ettiler. İkisinin de kolundaydı Züli. Dışarı çıkınca derin nefesler aldırdılar Züliye. Kollarındaki sevgilileriyle Züli en kötü olduğu bu zamanında kendisine arka çıkacak bir sevgili bulmak mutluluğuna erişmişti. Doktor mu vardı Zeki mi vardı yanında hiç birinin ayırımına varamadı. Ellerinde tuttuğu geçmiş bahar mimozalarının tüm çiçekleri dökülmüştü. Kimden almıştı bu çiçeği! Uçurtma uçururken etrafını saran arkasından koşan çocuklar mı koparmıştı tüm çiçekleri. Geçmiş, şimdi, gelecek nerdeydi! Birden her yer sarıya boğuldu.Karaya bağlandı her şey!
Züli’nin bu gecesinde yolunu bulutlu bir hüzün kesti. Bu hüzün birden umulmadık bir anda kanatlandı, uçtular birlikte hüzünle. Bulut giderek küçülüyor hüznünü yoğunlaştırıyordu. Haylaz bir çocuk taş attı birden! Züli’nin bacağına, yaralandı! Bulutunda diz kapağı acıdı. Devrilecek gibi oldular, bulutla beraber ağladılar! Yağmuru yağdırdılar. Ipıslak oldular, sırılsıklamdılar! Tam anahtarla evin kapısını açacaklardı ki. Anne ananesi” geri döndün Züli ama kapıyı açmayacağım!”dedi. Zeki “beklediğin bulutu tuttum anahtar ellerimde, korkma!” dedi.
Nez
19.10.2010 İSTANBUL


nezihealtug - 19 Ekim 2010 Salı
 
nezihealtug  nezihealtug (19.10.2010 22:52:09)  

Öyküde gitmek istediğiniz dünyayıyakaladım mı bilemiyorum!
Sevgilerimle
Nez


Bu yoruma 1 cevap yazılmış.
 
ayhansarıkaya  ayhansarıkaya (20.10.2010 07:00:36)  

Şiirsel bir anlatım...

Bu usta kalem,öyküye estetik bir güzellik veriyor.

Tebrikler.


Bu yoruma 2 cevap yazılmış.
 
Nermin Kaçar  Nermin Kaçar (20.10.2010 11:21:12)  

Sevgili Nez Hanım, sanırım anlatmak istediklerinizi anladım. Zülü , fikir karmaşasına girmiş anlaşılan. Bunun göstergesi de öyküde kullandığınız ifadeler, iki kişinin kolunda demekle, onu gösteriyor. Güzel ve farklı bir çalışmaydı. Teşekkürler sevgili Nez hanım.
 

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.