Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
DUYGULARIN ADRESİ
323 konu, 313 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/82/duygularin-adresi.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
313
Tür:
Şiir
Kuruluş tarihi:
14/5/2009
Kurucu:
NİHAT İLİKCİOĞLU

BAKKAL AMCA TARİH OLMASIN



Akşam haberlerini seyrediyordum. Yine ekonomi haberleri, ardından birkaç haber daha geçti. Sıradaki haber mahalle bakkalları ile ilgiliydi.

Mahalle bakkalları… Hepimizin çocukluğunun geçtiği mekanlardı oralar. Bakımsız, küçük ve her şeyin üst üste olduğu yerler.Fakat çok büyük zevk verirdi bize. Oranın kendine has bir kokusu vardı sanki. Sarar sarmalardı küçücük yüreklerimizi. Oraya, her fırsatta gitmek için can atar ve bir bahane uydururduk.

Öyle çok paramızda olmazdı. Harçlık için verilen parayı aldığımız gibi koşarak giderdik. Bazen, paramız olmazdı. Arkadaşlarımızla paylaşırdık aldığımız gofretleri veya çitlediğimiz tuzlu çekirdekleri.

Çoğu zaman da annemiz gönderirdi bizi. Bakkal amca, aldığımız şeyleri kırışmış, parça parça olmuş defterine, kargacık burgacık yazılarıyla yazardı. Biz de öylece durup ona bakardık.Onlar, mahalle muhtarıydı sanki. İlk dostluklar, oralarda başlardı.

Aslında ben, hem bunları gözlemledim hem de onların hislerini taşıdım. On iki yaşlarında, bizim de bakkalımız oldu. Ara sokakta, küçük bir dükkandı. Dar bir yerdi. Ben, okuldan geldikten sonra bekliyordum orayı. Her müşteri girişinde, kalbim heyecanla çarpardı. Oturuyorsam, ayağa kalkardım. İsteklerini bekletmeden vermeye çalışırdım. Parayı dikkatli almaya çalışırdım. Bizim defterde, tıpkı anlattığım defterlerdendi.

Babam ve Dayım ortak açmışlardı. İkisi de Devlet Memuru olduğu için Annemin üzerine açılmıştı mükellefiyet kaydı. O zamanlar okullar, sabahçı ve öğlenci olmak üzere eğitim verirdi. Babam ve Dayım da öğretmen olduğu için biri sabahtan, biri öğleden sonra bekliyordu. Onlardan birinin işi olduğunda da ben giriyordum devreye.

Çocuktum, bazen sokaktaki çocuklarla oyun oynamak isterdim. Fakat sorumluluğumu bildiğim için onlarla oynayamazdım. Bir görev almıştım ve yerine getirmeliydim. Epey bir süre çıraklık yaptım o bakkal dükkanında.

Bana çok faydası olduğunu düşünüyorum. En azından, emeğin ne olduğunu öğrenmiştim orada. Sorumluluğu öğrenmiştim. Bir süre sonra da Dayımın sorumsuzlukları nedeniyle, kâr edemez hale gelmiş ve kapatmak zorunda kalmıştık. Bu arada da akraba ile ticaret yapılmayacağını öğrenmiştim vesileyle. Yabancı biriyle ortak olunmalı, yakın akraba ile ortak olunmamalıydı. Bu edindiğim tecrübeleri hiç aklımdan çıkar(a)madım.

Bakkal amcanın dükkanları kapatılmamalı.Onları tarihin sayfalarına gömmeyelim. Onlar, mahallenin ruhudur.En azından bizim kuşak için öyle….




Nermin Kaçar - 3 Mart 2010 Çarşamba
 
  (12.3.2010 20:57:35)  

Yumurta satıp çikolata alırdım çocukluğumda.Arkadaşımın babası bakkaldı.Dükkanda olduğu zamanlarda teyp çalardı.Bizde şarkı dinlemek için onunla birlikte beklerdik."Sabuha'yı ilk orda dinledim" Toprağın oğlu sabuha.O ne muhteşem şarkıydı öyle.Beyaz takım elbiseyle çöllerde bir avuç kum alıp,havaya savuran bir adam vardı kapağında.Ne günlerdi.
Yazınız aldı götürdü beni 30 yıl ötesine.Sütlü bisküvi kokan , çikolatalarından artist resmi çıkan o güzelim yıllara.Saygılarımla

 
g.olcay  g.olcay (7.5.2010 17:37:38)  

Bakkallar dendiğinde aklıma ilk gelenler leblebi tozu, ve teneke kutularda olan açık bizkivüler.
Kutlarım güzel anlatımınız için.

 

 
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.