Atölyeler anasayfa
E-mail adresiniz:
 Şifreniz: Beni Hatırla
Özleşim Topluluğu
268 konu, 146 üye
http://atolyeler.edebiyatdefteri.com/atolyedetay/12/ozlesim-toplulugu.html
  + Tüm tartışmalar
  + Yeni tartışma aç
  + Tüm mutfak
  + Yeni ürün ekle
  + Tüm kütüphane
  + Yeni bilgi ekle
  + Tüm haberler
  + Yeni haber gönder
  + Hakkımızda
  + Kurallarımız
  + Yöneticiler
  + Tüm üyeler
  + Atölyeyi duyur
  + Atölyeye katıl


 


Şuan online atölye üyesi yok.



Atölye Bilgileri
Üye sayısı:
146
Tür:
Edebiyat
Kuruluş tarihi:
15/7/2008
Kurucu:
şahamettin

Kurallar
ÖZLEŞİM TOPLULUĞU'NUN ÖZELLİKLERİ,GEREKÇELERİ VE AMAÇLARI

Topluluğun oluşum ihtiyacı şiirimizin içinde bulunduğu şartlar gereğidir.Fiilen 1911 yılından beri divan şiirinden tamamen kopuşumuz, 1940 tan sonra Garipcilerin oluşturduğu Serbest Şiir hareketi ve II. Yeni hareketinin heceyle yazan şairleri ve heceyle yazılan şiirlere takındığı küçümseyici tavır Özleşim Topluluğu'nun oluşum gerekçesidir diyebiliriz.

Şiir tarzlarımızı nasıl bağdaştırabiliriz? Sorusuna cevap bulduğuna inandığı için ortaya çıkmış bir şiir topluluğudur.

Aceba bu üç farklı şiir anlayışı bir potada birleştirip , divan şiirinin yeniden ihyası ve hecenin itibarının yeniden iadesi sağlanabilir mi ? Böylece birbirinden kopmuş bu üç anlayış tek bir şiir anlayışı içerisinde tek gövde haline gelebilir mi ? Y a da her şiir anlayışımızın ayrı ayrı birer değer olduğu insanlarımıza kabul ettirebilir miyiz ? Sorularına çözüm önerisi getiren bir topluluktur.

Bu üç şiir tarzımız gerçekten de şekil,konu , içerik , dil, sanat, ölçü ve konu anlayışları bakımından bir birinden tamamen kopmuş ve her bir bu açılardan farklı bir yola girmiş üç ayrı şiir anlayışıdır.Fakat üçünün de bu kültürün özevladı olduğu göz ardı edilemez.Sonuçta ne şekilde oluşurlarsa oluşsunlar Türk kültürünün hayal,söylem ,düşünce zevk ve değerlerinin ürünü olduğu reddedilemez.Bu açıdan bakınca pek çok ortak noktalara da dayandığı görülür.Mesela her ne kadar Arap , Fars ve Türk kültürünün ortak mirası olan Divan şiiri ile Halk Şiirimizin pek çok aykırı noktası bulunur.

Fakat her iki şiir anlayışımızın ortak noktaları da bulunmaktadır. Örneğin hece ölçüsüyle, aruz ölçüsünün ortak noktalarını göz önünde bulundurarak oluşturduğumuz ölçü sistemimiz bu bakış açısıyla ulaştığımız bir ölçü sistemidir.

Dolayısıyla dil,şekil,söylem ve konu itibariyle de bir bütünleştirici ve bağdaştırıcı arayışlar sonucu Özleşim Topluluğu'nun sanat anlayışı oluşmuştur.

Aslında bütünleştirme kelimesi amacımızı tam olarak karşılayan bir kelime değildir.Biz bütünleştirmeden ziyade kaynaştırmaya çalışıyoruz,biribirini hoş gördürmeye uğraşıyoruz diyebiliriz.Serbest şiir ve II.Yeni'nin heceli şiire bakışı malumunuzdur.Divan şairleri de heceyi yedi yüz sene şiirden saymamıştır.
Divan şairleri halk şiirini bir çeşit ahalini ırlaması olarak değerlendiriyordu.

Miili edebiyatçılar ve Beş Hececiler heceyi onca yüzyıldan sonra aydınlar tarafından da kabul gören bir ölçü ve anlayış olarak yeniden ihya ettiler . Fakat bu şans iyi değerlendirilemedi. Hecedeki mahlas alışkanlığını yıkmalarına binlerce yıldır alışılmış konularının dışına taşarak yazmalarına rağmen heceye yeni imgeler ve yeni tarz bir söylem getiremediler.Ezber haline gelmiş bu söylemin yapısı bozulamayınca birbirini andıran şöyleyiş şekilleri, konular,deyişler,benzetmeler, duraklar,kafiyeler,hayaller vb birbirini andıran monotonluk içinde kaldı.Biz heceye yeni bir söylem şekli kazandırdığımıza ve yepyeni imgeler yüklemeyi başaracağımıza, hatta başardığımıza inanıyoruz.

Divan şiirinin göz ardı edilen muazzam birkimini yeniden ihya etmenin önünü açtığımızı düşünüyoruz.O muhayyileyi ve düşünüş şekillerini çağdaş hayat sahneleri ve düşünce bazında yeniden canlandırma gayretindeyiz.O düşünceleri çağdaş hayatın sahnelerinde yeniden hayata döndürebileceğimizi düşünerek hareket ediyoruz.Eskiyi yâd ederken eskiyi taklit etmeyi, eskiye dönmeyi değil ona yeni çehre kazandırmayı tasarlıyoruz.Teknik imkanlarını modernize edebileceğimize ,çağdaş şiirde uygulayabileceğimize inanarak örnekler veriyoruz.

ÖLÇÜ SİSTEMİ VE AMAÇLARI:

Bilindiği gibi hece ölçüsü duraklarla birlikte mısaraları hece sayısı bakımından eşitlemek esasına dayanır ve belli esasları olan bir kafiye yapısına sahiptir.Aruz ölçüsü ise temelde şiirin tüm mısralarını açık ve kapalı heceleri açısından dengelemeye dayanır. Ve divan şailerimiz daha çok Hezec Bahri denilen yirmi dört aruz kalıbına ait kalıplarla yazmışlardır.Arapça'nın ses hususiyetlerine uygun olarak oluşan bu kalıpların divan şiirimize uygulanırkenimale .zihaf,med ,ulama gibi kusurlara da düşmek zorunda kalınabiliyordu.Yıllardan beridir tasarladığım gibi aruzun Arapça'dan gelen kalıplarını yok sayarak şiirdeki tüm mısraları hem sayı bakımından ( hecenin esasındaki gibi ) hem de tüm mısraların hecelerini açık ve kapalı oluşları bakımından denkleştiremez miyim düşüncesini hayata geçirerek şiirler yazdım.ilk örnekler oldukça kötüydü. Ama hecenin durakalarına benzer şiir bölümleri oluşturarak denediğimde şiirlerin aruz tadını da verdiğini ve hecenin yüzlerce yıldır alışılmış ezberini bozan farklı bir söylem de oluşturduğunu gördüm.Böylece heceyle divan şiirinin kavuşum noktasını yakalamıştım.Ayrıca ilk bakışta aruz şiirinin ahengini de hiç bir aruz kuralına riayet etmeden yakalamış oluyordum ki bu unutulan aruz şiirimizin modern bir yaklaşımla yeniden doğabileceğinin sinyallerini veriyordu.

Aslında ölçümüzün ortaya çıkması Özleşim Topluluğunun ortaya çıkmasında en önemli ana sebeb oldu.Bin yıllık belki de dünyanın en muazzam şiir kolleksiyonuna ve en geniş muhayyilesine sahip olmakla beraber artık tarihe karışmış kabul edip, hebâ olmasına razı olduğumuz be dev küllîyâtın ihyâsını sağlayabilir, hem Türkçe'ye tam manasıyla uyarlayabilir, hem de hece ölçümüzle bağdaşmasını sağlayarak hecenin artık alışılmış söylem ezberini bozmayı başararak ,heceli şiire yeni bir renk ,çeşni ve imge yükleme imkanı yaratabilirdik.

Aruz, bahir adı verilen aruz dizilerindeki mef ûlü, mefâî lü, mefâîlü,fâilün gibi dizilmiş açık ve kapalı hecelerin bu bahirlerdeki sistematik ve kalıplaşmış dizilimleriyle denkleştirildiği ve bu dizilimin bir şiirin tamamında uyarlandığı bir ölçü sistemidir.Dolayısıyla kalıpları ve diğer kurallarını bir tarafa bırakırsak
üstteki mısradan en alttaki mısraya kadar (eğer ulama,imale,zihaf,med ,ulama gibi uygulamaları da göz ardı edersek )tüm hecelerin eşitliğine dayandırılabilineceği görülür.Bu hecelerin üstten alta eşitliği ilkesine, biz hecenin yatay hece sayısı eşitleme ilkesini de katıp , aruzun tüm kurallarını hecenin durak sistemiyle bir ölçüde âlâkalandırarak(tamamen de uyarlanabilir) bir ölçü geliştirdik.Böylece yazdığımız şiirler hece sayısından eşit olması açısından ve aruz tadını da vermesi bakımından bir bağdaştırma özelliği taşımaktadır.

Serbest şiiri andıran uygulamalar ve kelimelerle de ilgili bir ölçü metodumuz da vardır .

ÖZLŞİMİN DİĞER HEDEFLERİ:

Özleşim, bir edebi haraket yaratma amacındadır.Bu yüzden kendine özgü ölçü anlayışı yanısıra, şekil ,
konu,sanat dil anlayışı açısından da kendine özgü bir yaklaşım önerir. Temel amacımız divan,hece ve serbest şiirimizin yol ayrımlarını ortadan kaldırmaktır.Bu yüzden şiirlerimizde hemen farkedilebildiği

gibi bir şiir bünyesinde dörtlük, beyit, serbest şiir özelliği bulunduran nazım birmlerini bir şiirde bir arada bulunduracak şekilde yazıyoruz.Hatta dört üç,iki ve tek mısralık nazım birmlerinin hepsini kullanıyoruz. Bunu yaparken konu bütünlüğünden ,ahenkten anlamdan ve lirizimden asla taviz vermemeyi amaç ediniyoruz.

Fakat Özleşim esas olarak divan şiirimizin muazzam şiir varlığını ihya etmeyi amaçlamaktadır.Bu açıdan bakınca divan şiirine has söz sanatlarını, mazmunlarını, imgelerini kullanırken çağdaş hayatımızın güncelliğiyle yansıtmak amacındayız.Yani bri hüsnü talil yapıyorsak çağdaş yaşantıyı örnek alıyoruz.

söz gelimi :

Popçu, rapci çok dinledi o türküyü duyar mı hiç ?
Caz mı hoştu ney dinledi varıp aleme söylesin .

Gül , manolya çıkmış dama gelip fuara söylesin .

gibi.Örneğin gülün manolyanın dama çıkmasını seyretmek amaçlı kişileştirerek hüsnü talil yapılırken ve diğer mısralarda da görüldüğü gibi çağdaş yaşantının izleri sunulmuştur.

Özleşim kendi genel kuralları içinde her türlü yeniliğe açıktır.Ve başka da arayışlar içindeyken unutulmuş ve unutulmakta olan öz kültürümüze ait eski yeni her türlü tekniği modernist bir yaklaşımla ihya etmeyi gaye edinir.O bakımdan şiirde aliterasyon,deyimler ve ahenk uyumları arayışındadır.

Sanatın sanat için olması gerektiğine inanarak şiirin gündelik tüketim malzemesi olmasına karşı çıkar.Şiirin şiir gibi olmasını ve geniş zamanlara hitap etmesini arzular. Şiirde şekil,noktalama imla ,kaygısızlığına düşülmesine tahammülü yoktur.Şiirin imge ,söylem ve diğer açılardan mükkemmel olmasını gaye edinmektedir. FAKAT BU ONUN HALKTAN KOPUK BİR TÜR OLMASINI DA GEREKTİRMEZ.Şiirin tüm bunlara rağmen herkes tarafından anlaşılabilir olmasını şiar edinir.Şiir de esas duygu , düşünce ve anlam zenginliğidir.Özleşim açısından şiir, duyumsananların hissetirilme çabasıdır.

DİLE BAKIŞ AÇISI:

Bir kere böyle bir amaç taşıyınca şiirimizin dilinin öz Türkçe olması gerekir anlayışından mecburen ödün vermek zorunda kalacağız. Arap,Fars ve Türk dillerinin bileşkesi olan divan şiirine aşinalık kazandırmak istenince haliyle bu dillerden dilimize geçmiş kelimelerin kullanılması bir nevi şart olacaktır.

Fakat biz buna şöyle bir sınır koyuyoruz.Sözlüklerimize ,bestelerimize,gündelik hayatımıza girmiş bu tip kelimeleri kullanmakta sakınca görmemek olarak yorumluyoruz. Bu açıdan bakınca divan şairlerinin kullandığı terkip ve tamlamaları değil de günlük dilde yaşam alanı bulan kelimeleri kullanmak olarak söyleyebiliriz. Böylece ifade olanaklarımızı artırırken aynı zamanda da divan şairlerimizin şiirlerine adapte edebilme amacımız arasında orta bir yol tutturabiliriz fikrindeyiz. Yabancı asıllı kelimeleri kullanmayı sadece araç olarak düşünmeli gündelik dile girmemiş olanları mümkün olduğunca kullanmamak amacındayız.

Yüzyıldır bu tip kelimelerden dilimiz arındırılmaya çalışılmış TDK ve diğer basın , yayın organlarıyla unutturulmaya çalışılmış ama hala gündelik konuşma dilinde yaşama alanı bulmakta olan kelmeleri de kullanmaktan sakınmıyoruz.

Ama gündelik dile girmemiş fakat divan şiirinde sık kullanılan kelimeleri yeniden dile sokmaya da kesinlikle karşıyız.Ama eski Anadolu Türkçesi'nin öz Türkçe kelimelerinin yaşayan dile girmesine asla karşı olmadığımızı belirtmek isterim. Örneğin Azeri Lehçesinden âşina olduğumuz bir kelimenin Anadolu Türkçesi'ne girmesinde ne zarar vardır. Yiğit kelimesini de,koçak kelimesini de kullanmaktan gurur duymalıyız.

Özetle gündelik konuşulan dile karşı tavrımız cömertken , unutulmuş öz Türkçe'ye mahsus kelimelere de kapımız açıktır.Bu arada yüz yıldır tüm ayıklama çabalarına rağmen gündelik dilimizde yaşamaya direnen yabancı sözcüklere de ketum değiliz. Batı kökenli kelimelerin kaçınılmaz olarak dilimize yerleşmiş olanlarını da istemeye istemeye kullanmak zorunda kalacağız. Bu ifadeler dil anlayışımızın gönülce öz dile yakın durduğunu ama kültürel kopmaların önüne geçebilmek amaçlı ödün mecburiyetimizi de ifade edecektir sanırım.

Belki de topluluğumuzu hedef açısından en çok zorlayacak olan nokta burasıdır.Serbest şiirin söylemi,
hareket,imge anlam bakımından rahatlığı ile divan ve şiiriyle heceyi bu noktada buluşturmak teorik olarak çok zor gözükür.Görünüm olarak şiirlerimizin bir nazım biriminde veya bir bölümünde kafiye kullanmıyor şekil olarak serbest şiirin görüntüsünü vermeye çalışıyoruz.Konu bakımından zaten serbest şiiri evrendeki her konuyu şiirin konusu olarak kabul ederken daha çok güncel konulara yönelmiştir. Biz de şiirde güncellikten kopmak istemiyor ve onu yakalmaya çalışıyoruz. Halk şiirinin kaynaklarını ve konularını da divan şiirinin konu anlayışını da uyuşturma amacındayız.Halk şiirinin deyişlerin de uzak durmamaya özen gösteriyoruz.Kafiye anlayışı halk ve divan şiirinde çok farklı değildir ve biz bu kafiye diziliş ve nitelik unsurlarının hepsini örnekleyecek ortak yollarda dolaşıyoruz.

Yani diyelim şiirin dörtlük halinde yazılmış kısmında ayak ve uyak kurallarına, beyitler halinde yazılmış kısımlarında gazel ya da mesnevi kafiyeleniş şemasına riayet etmeyi amaçlıyoruz.

Esas olarak şu an nesir ayağımız yoktur. Bu görüşlerimiz nesir alanında konu anlayışımız ,geçmişle bu günü kavuşturmak,kendi kaynaklarımızdan haz ve hız alarak gelecek yaratma misyonumuz hayat bulabilir.Mesela batılıların yaptığı gibihalk hikayelerimizin, destanlarımızın çağdaş uyarlamalşarı yapılabilir mi. Mesela uzay gemisiyle gezeğenler ve glaksiler arasında adalet sağlayan mazlumlara yardım eden bir köroğlu tiplemesi yaratılabilir mi? Mesnevilerimiz modern nesirle yeniden yorumlanabilir mi ? Ya da halk hikayelerimizin yapısını modernize ederek çağdaş ve modern hikayecilik yaratılabilir mi ? Neden olmasın diyoruz. Nesir alanına da geleneksel hazzı ve ruhu katabilmemiz mümkün olabilir diyoruz.

Söz gelimi, minyatür,ebru,gravür, çini süsleme, hat, taş oymacılığı gibi kökenimize ait sanatlar resim de milli karakterli bir anlayış oluşturabilir. Dünyanın en muazzam kostüm,aksesuar,renk ve çizgi zenginliğine sahip Osmanlı kostümlerinden çağdaş çizgilerde tasarımlar ve modeller çıkarılamaz mı ? Modayı bu sayede dünyaya biz ihraç edemez miyiz. 1830 lu yılların Amerika'sının haydut pantolonlarını, montlarını, mahkum gömleklerini moda diye ve çağdaş kıyafet diye giyerken bunları hiç mi düşünemeyiz. Bizler kendi kökenimizin bu muazzam dekor birikimine çağdaş çizgiler kazandırmaktan aciz miyiz.Topu topu iki yüz yıllık bir geçmişe sahip olan ve kültürel bir kökeni,hatta millet olma birikimi dahi bulunmayan Amerikanın tüm tarihi de zaten at hırsızları,banka soyguncular ve bölük düzyinde yapılan Kızılderililerle yaptıkları muhareberlerden ibaret birikimlerini tüm dünyaya moda olarak ihrac edebilmekte gerek tv , gerek, filmlerle, çizği film ve romanlarıyla tüm dünyaya yaymaktadırlar. Bizim içinde bulunduğumuz bu acizliği hiç bir kelime ifade edemez.

Mimaride bunca harika eserler meydana getiren atalarımızın mimarsine kendi mimarlarımız çağdaş çizgiler kazandıramaz mı bu sorular çok uzayacaktır. Bence her alanda bizim gayretimiz örnek alınabilir.

Yine müziğimizin içinde bulunduğu durum ortadadır. TSM yok olmak üzeredir ve yüz yıldır tüm teknik imkanlara rağmen hiç bir yenileşim veya modernize edilmek çabası içine girdirilememektedir.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------TOPLULUK BİLDİRİSİ


DEĞERLİ ARKADAŞLAR,

A) TOPLULUĞUN TEMEL HEDEFLERİ:

1) Bir birinden koptuğunu gözlemlediğimiz ama üçü de bizim edebiyatımızın ana uzuvları haline gelmişolan hece,divan ve serbest şiiri bağdaştırmak.O yüzden sebest görünümlü olan,ama heceyle aruzu da bağdaştıran bir ölçü kurulmuştur.

2) Şekil anlayışımız da divan şiirini temsil eden beyit, halk şiirimizi temsil eden dörtlük,serbest şiiri temsil eden bent ve şiir bölümü düzensizliğindedir.Ezgiler Eza Eder,Leylamız Lumbasındaki gibi.O sebebten şiirlerimizde mümkünse üç görünümü birden yoksa hiç olmazsa hem beyit,hem de dörtüklerden en az ikisi bulunmalıdır.

3) İleride değişik versiyonlara yönelebilecek olsak dahi edebî hareket haline geldiğimizi anladığımız vaktekadar bu prensiplerimize mutlak bağlı kalmalıyız.Bu aşamadan sonra zaten kuralları kontrol yeteneğimiz ortadan kalkacaktır.
Bu bakımdan sistem oturana kadar birbirimizden bağımsız ve farklı uygulamalara gitmemeliyiz.

4) Dil anlayışımız halk şiirinin,divan şiirinin ve serbest şiirimizin anlayış farklılıklarını ortadan kaldıracak şekilde olmalıdır.Zaten üylerimizin bu anlayışları ortaktır.Ve eski şiirleriniz deki dil anlayışınızı sürdürmeniz yeterlidir.Zaman zaman divan şiirinde çok kullanılan ama mutlaka gündelik dile ve halk şiirimize de girmiş olan ezâ,hebâ,bâde,sâki,mey,cefâ,vehim,pir...gibi kelimeleri sadece bağdaştırmak mahiyetinde kullanabiliriz.

Öz Türkçe olan ama az kullanılan arkaik kelimeleri dilimize getirmeye çalışmakta beis görmeyelim.

Türkçe asıllı olması kaydıyla bunlarla dilimiz zenginleştirmek hem bize artı bakış acısı hem de saygı uyandırtacak çalışmalar olacaktır bala,ece,koçak,özüm,
polat,bengisu,uğrun uğrun,ırlamak,uğunmak,ığıl ığıl akmak gibi.

Bu tip kelimelerle çağdaş hayatımızın sembol olan,cafe,bulvar,plaza,
hamburger,ruj,rimel,tipli kelimeleri montelemek amacımızı belirğinleştirir.Yani köy güzelimize neden ruj kullandırma yalım artık.Bu bakış açımız hedeflerimize uygundur.

5) KONU ANLAYIŞIMIZ:

"Köklerimizi kendi mazimizin kaynaklarından alan bir istikbaliz" düsturuyla hareket edeceğiz.

Ama evrensel kültüre de uzak değiliz.Bize yabancı olmayacak,bizi yozlaştırmayacak her konu kabulümüzdür.Ama Ares'in yerine Deli Dumrul tercihimiz olacaktır.Zühre bize Venüsten yakın olmalıdır.Bizim sipahimiz ingiliz şövalyelerinden bize daha yakındır.Ama onlara da karşı değiliz.


6) SANAT ANALAYIŞIMIZ : Şekil ve dilde olduğu gibi hece,divan ve serbest şiire aynı oranda yakınız.üçünün imkanlarını da aynı oranda kullanma hakkımız vardır.Divan şiirinin söz sanatlarını halk şiirimizde,halk şiirimizin söylemlerini serbeste monte ederek yazmak ve hepsinin hususiyetlerini bir şiirin içinde uygulamak temel amaçlarımızdandır.Bunu bütünleştirme şiirimizde kutuplaşmayı
önlemek maksadıyla yapacağız. Zaten temel amaçlardan biri de budur.

Dolayısıyla hecenin asırlardır değişmeyen ezberini,divan şiirinin heceyle bağdaşmaz gibi görünen sanat ve ölçü anlayışını bağdaştırarak esas hizmeti hecenin imgelere yabancı kalan acizliğine çözüm bularak yapacağız.
Artık küçümsenen söylem ve ölçü tarzına aruzun ve kafiyede serbestlik tanıyan hoşgörümüzün etkisiyle yeni boyutuna alıştıracağız.

Bu amaç için yapmamız gereken tek şey divan şairlerinin söz sanatlarını iyi öğrenerek sade sözcüklerle ölçümüze uyarlamak olacaktır.Bu sizden hemen istenen şeyler değildir.Zamanla yapılabilir.

Ölçü sistemi zaten imge kurmamıza zorlayan bir yapıdadır.Ölçüyü tutturmaya çalışırken kendiliğinden ilginç imgeler oluşacaktır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ÖLÇÜ SİSTEMİ :

Ölçü sistemimizi :

A) HECE YAPISINA :

B) KELİME YAPISINA

Göre ayırıyoruz.


HECE YAPISI VE TÜRÜNE GÖRE :

ESASI: Heceleri aruzda olduğu gibi sesli ile veya sessiz ile bitmesi açısından ikiye ayırıyoruz.

a= SESLİ İLE BİTEN HECE ( açık hece )


sekiz sesli harfimizden biri ile biten hecedir ( sesli ile biten hece vey açık hece ).

sa-se_sı-si

do _ dö_ du _dü

gibi


b= SESSİZ İLE BİTEN HECE: ( kapalı hece )

Sessiz harflerimizden biri ile biten hecedir :

kab,ac,uç,ud,af,ağ,eh,ek,ol,im,ün,öp, dert,kırk,sert,yurt gibi


C= Türkçede uzun sesli yoktur.Uzun sesli ile biten ve dilimize yabancı dillerden girmiş kelimeler

deki uzun seslilerle biten heceler de açık hecedir.

â-lem, de-vâ , yâ-ran kelimelerindeki uzun seslilerden oluşan yada uzun sesli ile biten keli

meler de açık( sesli ile biten hece ) hecedir.

d= Kelimedeki ses düşmeleri veya türemelerine dikkat etmeden mısradakı yazılmış halini esas alırız.


ka- ra- coğ-lan ,ney-le yim, na-sıl, ka-roğ-lan

( Ses düşmesi olan kelimelerin yazım ve imlada gösterilmesi de yazım açısından gereklidir. karac'oğlan, n'eyleyim, n'olur gibi )


e= Mecburi kalınırsa ulama yapılabilir.(Nedeni hem aruz hem de hece ölçülü şiirimizde de vardır)

ve bu sayede açıklayacağımız ölçümüz gereği hece gereken yerde seslili hece haline getirilebilir.

Yine de bunu yapılmaması gereken bir kusur olarak görürüz.


f=Bizim ölçümüzde aruz kalıpları yoktur ve asla kulanılmamalıdır.Onun yerine hece ölçümüzde olan

3,4,6, ve sadece on birli hece sayısındaki şiirlerde 5 li kalıplar kullanılır.

heceye intibak için 7 veya 7+7 li hece sayısındaki şiirlerimizde 4+3=3+4 gibi kalıplara

yada
4+4 = 8

3+4+4 = 11

4+4+3 = 11
4+4+4 = 12
4+3=4+3 = 14
4+4=4+3 = 15
4+4=4+4 = 16

6+5 = 11

veya bu kalıpların değişik formatlarını kullanarak 9,10,13 hece sayısında şiirler oluşturulabilir.


g) Serbest şiirin kafiyelenişine uyabilmek için ve serbest şiire intibak maksadıyla son hece de

seslili yada sessizli hece olmasına dikkat edilmeyecektir.Yani açık yada kapalı olması önemsenmez.

Şairin kafiye tutumuna bağlıdır.

h) Ölçümüzün esasını en üstten en alttaki mısraya kadar tüm heceleri sesli veya sesiz ile bitmeleri

bakımından eşitlemek olduğundan halk şiirimizin durak esasındaki( kelime bölünerek durak

oluşturulamaz ) prensibine uymayabiliriz.Yani kalıbımız kelimenin hangi hecesine denk

geliyorsa oraya kadardır.

POP-CU RAP- Cİ / ÇOK DİN LE Dİ / O TÜR KÜ YÜ / DU YAR MI HİÇ

CAZ MI HOŞ TU / NEY DİN LE Dİ / VA RIP Â LE / ME SÖY LE SİN

( dört hece)..../ (dört hece).../( dört hece)/ ( dört hece)= 4+4 = 4+4 = 16 hece sayısı
ka+ aç+ ka + aç/ ka + ka+ aç+aç/ aç+ka+aç +aç/ aç+ka+ aç+ ka

seslili heceyi (v ) sessizli heceyi ( _ ) gösterebiliriz.Yada (. ) sesliliye( + ) yı sessizli heceye sembol gibi

gösterebiliriz.Ölçümüzü şeklen tüm mısralarda uygulayacağımıza göre bu şiirde uygulanan ölçünün

gösterilmesi şu şekildedir.


_ V _ V / _ _ V V / V _ V V / v _ v _ = (_ )sessizle, ( V) sesli ile biten heceyi

K- A-K-A / K-K-A-A / A-K-A-A / A-K-A =(K)sessizle biten(A)sesli ile biten heceyi

+ . + . / + + . . / . + . . / . + . + =(+) sessizle biten,(_)sesli ile biten heceyi sembolize

edebilir.

İ) Ölçümüzün hedefleri arasında eski halk ve divan şiirlerimizde sık sık rastlanılan ses ve hece

tekrarları oluşturmak,( aliterasyon ),ahenk yaratmak için ortadan bölüne bilen kafiye durakları

oluşturmak, hatta mümkünse alt alta gelen kelimelerde bile kafiye veya ses benzerlikleri

meydana getirmek özel amaçlarımızdandır.Fakat bunu yaparken anlam yüzeyselliğine düşmek

asla kabul edilemez.

ÖLÇÜMÜZÜN NİHAİ HEDEFLERİ sınırsızdır.Üstten alta doğru her heceyle de şiir sonuna kadar

şifreli anlamlar oluşturmak, Sabiha Küçüktüfekçinin önerdiği gibi her yönden anlamı olacak

dizgiler geliştirmek, hatta her hecenin her sessizinin veya sesli harfinin baştan aşağı

aynı ses olması gibi çalışmalara da açıktır.

J) Bu yöntemle hece sayıları değişken olan kafiyesiz ve serbest şiir tarzına uygun şiirler de

oluşturmalıyız.

Şöyleki: serbest yazılan şiirde en kısa olmasını düşündüğümüz mısrayı baz alarak diğer

mısraların bu mısra uzunluğundaki hecelerinde bu ölçüyü kullanıp diğerlerini serbest

bırakabileceğimiz gibi artan hecelere de ölçüyü artırarak uygulayabiliriz.

Bu fikir Murat Canpolat'a aittir ve anlayışımıza gayet uygundur.

k) Şekil anlayışımızla ölçü anlayışımızı bir bütün olarak düşündüğümüzden,yazdığımız şiirlerde

mutlak olarak, hem dörtlüğü,hem beyiti,hem de sebest şiiri ihya edecek bir şekil uygulamasına

gitmeliyiz.Yani şiirlerimizde serbest görünümü de kazandıracak şekilde dörtlük ve beyit

özelliğini mutlak bulundurmalıyız.Şiirimizde mümkün oldukça bir bölümde kafiyeyi kullanmamalı

ama bunu yaparken de asla şiirin genel ritminden ve anlam kurgusundan kopmamalıyız.

örnek : Ezgiler Eza Eder,Leylamız Cunbasında,Garip Daha Ne Eylesin şiirlerindeki gibi.
Copyright 2006 - edebiyatdefteri.com - her hakkı saklıdır.